Raporda, Kürt sorununun çözümü için Anayasal reformların bir anca yapılması, GAP eylem planının biran önce bitirilmesi gerektiği dile getirildi.
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) tarafından hazırlanan "Kürt Sorununun Çözümüne Dair Bir Yol Haritası: Bölgeden Hükümete Öneriler" başlıklı raporda, PKK ile Kürt sorununun birbirinden ayrılması gerektiği belirtildi. Raporda, Kürt sorununun çözümü için Anayasal reformların bir anca yapılması, GAP eylem planının biran önce bitirilmesi gerektiği dile getirildi.
TESEV tarafından 7-8 Haziran 2008 tarihlerinde çeşitli alanlarda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, meslek örgütlerinin katılımcılarıyla Diyarbakır'da gerçekleştirilen çalıştayda yer alan görüş ve öneriler, bir metin halinde toplandı. Kürt toplumunun temsil ettiği öngörülen kişi, uzman, kanaat önderleri ve siyasi partilere gönderilen metin, alınan görüş ve öneriler göz önünde tutularak raporlaştırıldı. Rapor, genel ilkeler, siyasi adımlar, Anayasal ve yasal reformlar, ekonomik reformlar, sosyal politikalar ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi olmak üzere 6 ana maddeden oluşuyor. Raporda PKK'nın silahsızlandırılması, Kürt siyasi partileriyle diyalog, yeni Anayasa, eğitim, yolsuzlukla mücadele, çocuklar, koruculuk gibi 21 alt başlıkta bölgenin sorunları ve çözüm önerileri ele alınıyor.
Raporun sunumundan önce konuşan TESEV Başkanı Can Peker, TESEV olarak 2004 yılından beri Kürt sorunu hakkında çok sayıda bilimsel araştırmalar ve savunuculuk faaliyetleri gösterdiğini ifade etti. Kökü Cumhuriyet öncesine dayanan ve 30 yıldır devam eden silahlı çatışmaların ülkenin genelinde büyük bir travmaya neden olduğunu belirten Paker, bu yüzden toplumsal barışın zedelendiği, demokrasiye zarar verdiği ve hukuk devletinin güçlenmesinin engellediğini belirtti.
Raporun sunumunu TESEV Demokratikleşme Program Yöneticisi Dilek Kurban yaptı, Kürt sorununun temelinin insan hakları sorunu olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dilek Kurban, sorunun temelinde ise devletin Kürt kimliğine taleplerine ve sorunlarına inkarcı ve asimilasyonu tutumu olduğunu söyledi. Bütün bu sorunların sonucunda PKK'nın ortaya çıktığını belirten Kurban, ancak PKK olmasa bile Kürt sorununun devam edeceğini, dolayısıyla Kürt sorunu ile PKK'nın birbirinden ayrılması gerektiğini dile getirdi.
Hükümet tarafından sorunun çözümü için geliştirilen çözümlerin demokratik olması gerektiğini belirten Kurban, şimdiye kadar bölge halkına danışmadan ve bürokratlarla birlikte hazırlanan çözümlerden ziyade bölgedeki sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin görüşleri alınarak yapılaması gerektiğini belirtti. Kurban bu gün AK Parti dahil hiçbir siyasi partinin böyle bir yaklaşımı göstermediğini aktardı. Raporda, hükümetin ve meclisteki bazı siyasi partilerin DTP'ye uyguladığı tecrit politikasının gerilime yol açtığını belirten Kurban, DTP'ye karşı kapatılması istemiyle açılan davada AK Parti'ye özel görev düştüğü bildirildi.
Raporda, merkezi hükümetin DTP'ye yönelik izlediği tavrın yerel dinamikleri de etkilediğinin ortaya çıktığını belirten Kurban, "Bölgedeki illerde mülki idare mensupları ile yerel yöneticiler arasında büyük gerginlik var.Orda valilerin de DTP'li belediye başkanlarına ve yerel yöneticilerini dışlayıcı bir tavır alabiliyor." şeklinde konuştu.
Raporun ortaya koyduğu bir başka sonucun da Türkçe dışındaki dillerinde kamu hizmeti ve eğitim öğretimde kullanılması gerekliliği olduğunu belirten Kurban, darbe girişimlerine karşı etkin açık mücadele sürdürülmesi gerektiğini belirtti.
Raporunu Sosyal Politikalar bölümü ile ilgili de bilgi veren Kurban, bölgede ciddi bir düzeye ulaşan yoksullu, silahlı çatışmaların ve şiddet ortamının yarattığı bir toplumsal olgu, Kürt sorununun bir sonucu olduğunu aktardı. Sosyal Politikaların , "Eğitim, Yoksullukla Mücadele, Çocuklar, Kadınlar, Mevsimlik İşçiler olarak sınıflandırıldığını belirten Kurban, eğitim konusunda bölge halkının beklentilerini de dile getirdi. Son yıllarda kamunun özel ve sektörün liderliğindeki kampanyalar, bölgede ilköğretim okullarını kayıtlı çocukların özellikle kız çocukların sayısında önemli bir artış sağlandığını belirten Kurban, bir çok öğrencinin ekonomik zorunluluklar nedeniyle kayıtlarını sildirdiğine dikkat çekti.
ANAYASAL VE YASAL REFORMLAR
Kürt sorununun çözümü için sivil ve yeni bir Anayasa'nın olmazsa olmaz olduğu belirtilen raporda, "Herhangi bir ideolojiye, etnik, dini, mezhepsel, dilsel kimliğe dayanmayan,Türkiye'nin çok kültürlü yapısını gözeten bir vatandaşlık anlayışını benimseyen, hak ve özgürlüklerin kullanılmasını engelleyen unsurlar içermeyen, talep gelmesi halinde Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları yerlerde resmi dil dışındaki dillerde kamu hizmetleri almalarına ve anadilde eğitim görmelerine imkan sağlayan, bütün din ve inançlara eşit mesafede duran, gerçek bir laiklik anlayışını benimseyen ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik anti-demokratik girişimleri (darbeler vs.) önleyici mekanizmaları içeren bir anayasa hazırlanmalıdır." ifadeleri yer aldı.
Anayasa'da insan hakları dışında değiştirilemez ilke bulunmaması gerektiği belirtilen raporda, yeni Anayasa'nın etnik, dini ve kültürel çeşitliliğini zenginlik olarak kabul eden kapsayıcı bir dilin kullanılması gerektiği vurgulandı. Demokratik, eşitlikçi ve hukuk devleti ilkelerine dayalı bir Anayasa'nın toplumun sorunlarını çözümü için gerekli ancak yetersiz olacağı belirtilen raporda, "Dini hak ve özgürlüklerin kullanımında hizmet alan-hizmet veren ayrımı yapmayan bir laiklik anyalışının benimseyen bir metin gerekmektedir. Bu bağlamda, Milli Güvenlik Kurulu, Anayasa Mahkemesi, RTÜK, Yüksek Öğretim Kurulu, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Askeri Yargıtay gibi kurumları düzenleyen bir anayasanın hazırlanması, Kürt sorununun çözümümün önündeki bazı temel engellerin kaldırılmasını sağlayacaktır." İfadeleri bulundu. Raporda Yüksek Askeri Şura dahil tüm askeri uygulamaların yargı denetimine açılması gerektiği de vurgulandı.
Son yıllarda atılan adımların Kürt halkının taleplerini belli bir dereceye kadar gidermesine rağmen yeterli olmadığı belirtilen raporda, sorunun çözümü için atılan her türlü adımın öncelikle demokratik süreçlere dayanması gerekti belirtildi. Raporda, Kürt sorunun çözümü siyasi, ekonomik, sosyal ve diğer alanlarda atılması gerektiği belirtildi.
Ders kitaplarının yeniden yazılarak Türkiye'nin çok kültürlü toplumsal yapısına uyarlanması gerektiğini belirten Kurban, ilköğretim okullarında her hafta yapılan törenlerde okutulan ve "Türküm, doğruyum" diye başlayan ant kaldırılmalıdır" ifadelerini kullandı.
PKK'NIN SİLAHSIZLANDIRILMASI İÇİN STK VE SİYASİ PARTİLER ARABULUCU YAPILMALI
Raporun siyasi adımlar kısmında yer alan PKK'nin silahsızlandırılması bölümünde, Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık çeyrek asırdır silahlı mücadele verdiği hatırlatıldı. Bu süreçte on binlerce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının hayatını kaybettiği belirtilen raporda, yaklaşık 1 milyon sivilin yerinde edildiği ve bölgenin doğal dokusu ile sosyal, ekonomik ve sosyolojik yapısının alt-üst olduğu ifade edildi. Devletin PKK terör örgütüne karşı çeyrek asırdır verdiği mücadelenin Kürt sorununun askeri yöntemlerle çözümü mümkün olmadığını gösterdiği belirtilen raporda, silahlı çatışmalar devam ettikçe sorunun bütün boyutlarıyla sağlıklı bir şekilde tartışılmasının mümkün olmayacağı aktarıldı. Raporda; "Ülke içi ve ve sınır ötesi bütün operasyonlar bir an önce durdurulmalıdır. PKK'ya silah bırakma çağrısında bulunmak amacıyla sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin aracılığıyla başvurulmalıdır." görüşüne yer verildi.
EKONOMİK REFORMLAR
Hükümetin Kürt sorununun çözümünde samimi olduğunun bir göstergesinin de bölgenin kalkınması için göstereceği çaba olacağı belirtilen raporda, bölge halkının çeşitli sebeplerden dolayı güvenilirliğini kaybeden GAP eylem planının bir an önce bitirilerek, yeni bir planla bölgenin kalkınması için çalışılması gerektiği dile getirildi. Raporda: "Bölgede çok geniş alanda mayınlar bulunmaktayken, sadece Mardin-Suniye sınırındakilerin temizlenmesi hedeflenmiştir. Bölge halkının açlık, barınma gibi günlük ve ertelenemez sorunlarına ilişkin bir çözüm önermeyen plan, bölgedeki adaletsiz toprak dağılımı, zorunlu göç, koruculuk, mevsimlik göç, köye geri dönüş gibi konulara hemen hemen hiç değinmemektedir. OHAL ile yönetilmiş olan bütün illeri kapsamayan 'Kürt' ifadesini içermeyen ve bölgedeki yoksulluğun etnik boyutunu göz ardı eden GAP Eylem Planı, bölge halkı tarafından Kürt sorununun çözümüne yönelik bir politika olarak algılanmamaktadır."
Raporda ayrıca, bölge için ciddi bir potansiyele sahip olan turizm, sınır ticareti ve tarım ve hayvancılık konularında özel önlemler alınması gerektiği belirtildi.
Devletin olağanüstü hal dönemi başta olmak üzere yakın geçmişte Kürtlere yönelik hak ihlalleri ve baskı politikaları nedeniyle taşıdığı sorumluluğu kabul ederek geçmişle yüzleşmesi gerektiği kaydedilen raporda, "Sorumlular hakkında gerekli soruşturma ve yargılama süreçlerini başlatarak suçluların cezalandırılmalarını ve mağdur edenlerin uğradığı zararların giderilmesi sağlanmalıdır. Devlet, genel olarak topluma, özel olarak Kürt halkına yönelik en azından bir özü borcu olduğunu unutmamalıdır. Tarafsız, bağımsız bir hakikatleri araştırma komisyonu kurulmalıdır." ifadeleri de yer aldı.
Bu yazı toplam 1796 defa okundu.