SORULAR..SORULAR..
Bugün sabah, evvela MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin sonra da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın grup toplantısını izledim. Sırayla gidecek olursak, Bahçeli şimdiye değin hiç olmadığı kadar sinirliydi.. Adıyla müsemma "Devlet" adamına yaraşır üslubuyla bilinen, temkinli, ketum Bahçeli gitmiş, yerine sinirli, hırçın bir Bahçeli gelmişti sanki.. 13 yıllık genel başkanlığı döneminde hiç kullanmadığı bir söz kullandı Bahçeli.. "Şerefsiz".. Bahçeli'yi bu kadar sinirlendiren şey, geçtiğimiz günlerde Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in "Özel Harekat Timleri içinde çok yanlış adamlar vardı. Bıyıkları aşağıya doğru sarkık, tipik MHP militanı görüntüsü veren insanlar vardı. Böyle adamlar istemiyoruz" sözleriydi. Bu sözlere karşılık Çelik'i "Türk Düşmanı" ilan eden Bahçeli, şimdi de Çelik'e "Özel Harekatçılar'dan özür dilemezse şerefsizdir" dedi. Aydın Valisi'ne de çattı Bahçeli.. Birkaç gün önce MHP Aydın İl binasındaki Erdoğan karşıtı pankartın indirilmesini Vali Hüseyin Avni Coş'tan bilen Bahçeli, Vali'nin derhal görevden alınması gerektiğini söylerken, 1 Ağustos'ta "Referanduma Hayır" mitinglerinin ilkini de Aydın'da yapacağını söyleyerek hükümete meydan okudu..
Gelelim Başbakan Erdoğan'a... Erdoğan her zamanki gibi "İmam Hatipli" olmanın farkını bir kez daha gösterdi..Hitabeti yine üst düzeyken, üslubu yine düzgün, etkileyici ve düşündürücüydü.. Ancak bir konudaki zayıflığı dikkatlerden kaçmadı.. Hayatında hiç tanımadığı, kader ve mekan birliği etmediği, kim olduklarını yalnızca danışmanlarından öğrenebileceği dört ismi gündeme getirdi Erdoğan..12 Eylül rejiminin idam ettiği Solcu mahkumlar Necdet Adalı ve Erdal Eren, Ülkücü mahkumlar Mustafa Pehlivanoğlu ve Hüseyin Kurumahmutoğlu..
Necdet Adalı'ya ithafen yazılan ve Ahmet Kaya'nın bestelediği "Şafak Türküsü"nün sözlerini okuyan Erdoğan, ülkücü mahkum Mustafa Pehlivanoğlu'nun ailesine idamından önce yazdığı mektubunu gözyaşları içinde okudu..Hatta o kadar duygulandı ki, sözlerini bir süre kesmek zorunda kaldı.. Konuşmasının devamında referandumda mutlaka "evet" oyu verilmesi gerektiğini söyleyen Erdoğan, "CHP,MHP,BDP biraraya geldi" diyerek, seçmenleri etkilemeye çalıştı..
Şimdi ben şunu merak ediyorum..1970'lerden bu yana siyasetin içinde bulunan Başbakan, hiç ama hiç solcu ve ülkücülerin 1980 öncesindeki mücadelesine dair tek kelime "övücü" sözler söylemiş midir ? Acaba, ideolojik farklılıktan dolayı ayrı düştüğü Ülkücüler lehine tek söz etmiş midir ? Pehlivanoğlu'nun mektubunu, Kurumahmutoğlu'nun öldürülmesini, Alparslan Türkeş'in, Muhsin Yazıcıoğlu'nun, Yılma Durak'ın şahsında onbinlerce Ülkücünün sıkıntısını bir an paylaşmış mıdır ? Hangisinin arayıp halini, hatrını sormuş, hangisine bir tek mektup yazacak kadar zamanını harcamıştır ? Ülkücülerin, şehit cenazelerinde bulunmasına katlanamazken, hangi Ülkücü şehidin tabunutu omuzlamıştır? Hangisinin yakınlarına 3 kuruşluk destekte bulunmuştur ?
...
Bu yazı toplam 551 defa okundu.
İlk paragrafta Sayın Bahçeli'nin alışkanlık haline getirdiği, hatta çoğu zaman Ülkücü tabanı çileden çıkaracak kadar "sakin" biri olmasına rağmen, ağzından "şerefsiz" kelimesi çıkması beni şaşırttı..Bahçeli gerçek bir devlet adamı..Sorumluluğunun farkında bir lider..Sözlerinin altında onlarca anlam yatıyor..Ketum davranmasını iyi bilen Bahçeli'nin buna rağmen, bu kadar öfkeli olması ruh halini gösteren önemli bir tespitti..
İkinci paragrafta, Erdoğan'ın hitabetiyle ilgili övgüm, elbette sadece benim tespitim değil..Çünkü bu bir vak'a..Erdoğan iyi bir hatip ve yanlış bile olsa düşüncelerini kitlelere "çok iyi" anlatıyor..Bu da onun karizmasını ve iktidar ömrünü artırıyor..Ben bunu imam hatip kökenli olmasına bağladım..
Üçüncü paragrafta ise, Başbakan'ın iyi bir hatip olmasına rağmen, ikiyüzlü bir politika izlediğine değindim.. Evet başbakan çok iyi konuşuyor, milyonlarca insanı etkileyebiliyor..Oy rekorları kırabiliyor lakin "omurgasız" siyaset yapıyor..İşte delili demek istedim..
Bu açıklamalardan sonra, gerisi size kalmış, ister inanın, ister inanmayın.
Saygılar.