ÇOK OKUNANLAR
HAFTALIK
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Peygamber Ocağı diye birşey yok haberi
Peygamber Ocağı diye birşey yok
28 Haziran 2010 Pazartesi Saat 13:29
Arap kökenli Zaman gazetesi yazarı Ali Bulaç "Peygamber Ocağı diye birşey yok" dedi.

Ali Bulaç: Peygamber Ocağı diye bir şey yok. Bunu ittihatçılar kutsal bir metafor olarak türetti.

Askere yapılan eleştiriler karşısında 'Peygamber Ocağı bu kadar sert eleştirilmemeli'  yaklaşımına karşı çıkan Zaman Gazetesi yazarı Ali Bulaç, Peygamber Ocağı tanımlamasının ittihatçıların en çok kullandığı retörik metaforu olduğunu ileri sürdü.

Hz. Muhammed'in dahi ordusu olmadığına işaret eden Bulaç, 'll. Mahmut'un Asakir-i Mansure-i Muhammediyye'yi kurarken gelişen söylem ve İttihatçıların bunu pekiştiren retoriği "peygamber ocağı"nı kutsal bir metafor olarak türetti' diyerek 'Belirtmek gerekir ki, Hz. Peygamber (sas)'in ne askerî birliği, ne nizamî bir ordusu ne de askerî kışlası ve karargâhı ve ocağı vardı' diye yazdı.

İşte Ali Bulaç'ın 'Peygamber ocağı!' başlıklı o çarpıcı yazısı:

"Ne zaman siyasi kültüre sinmiş bulunan militarizmi ve bununla ilişkili olarak askerin siyaset üzerindeki etkilerini meşrulaştırmak icap etse, ordunun "Peygamber ocağı" olduğu öne sürülmekte, laiklik konusunda son derece  hassas  olan askerin karar ve icraatlarına bir tür kutsallık atfedilmektedir.

İTTİHATÇILARIN RETORİĞİ

Bu doğrudan dinin asli kaynaklarından çok, Osmanlı tarihine damgasını vuran fetih ve gaza kültürüyle; yakın tarihte yaşadığımız travmalarla ilgilidir. ll. Mahmut'un Asakir-i Mansure-i Muhammediyye'yi kurarken gelişen söylem ve İttihatçıların bunu pekiştiren retoriği "peygamber ocağı"nı kutsal bir metafor olarak türetti.

HZ. MUHAMMED'İN ORDUSU YOKTU

Belirtmek gerekir ki, Hz. Peygamber (sas)'in ne askerî birliği, ne nizamî bir ordusu ne de askerî kışlası ve karargâhı ve ocağı vardı. İlk dönemde iki merkez ihdas edilmişti. Biri Mescid-i Nebevi, diğeri Ehl-i Suffe. Mescid-i Nebevi'de Allah'a ibadet edilir, yanı sıra sosyal hayatın tanzimi için gerekli konular konuşulur, istişare edilirdi. Basit manada o gün için Mescid'in diplomatik görüşmelerin yapıldığı, sosyal ve iktisadi politikaların görüşüldüğü, savaş kararlarının alındığı bir tür "parlamento" olduğunu söyleyebiliriz. Esasında benzer bir merkez, İslam'dan önce Mekke'de de bulunuyordu ki, buna Daru'n-Nedve denirdi.

Ehl-i Suffe adı verilen diğer merkez ise daha çok zayıf  insanların ve kimsesizlerin kendilerini ilim öğrenmeye, zühd ve takvaya adadıkları yerdi. Hz. Peygamber'in gözetiminde bulunuyordu ve buradan hakikaten çok  seçkin  sahabeler yetişti. 

BÜTÜN YERYÜZÜ MESCİD KILINMIŞTIR

Hiç şüphesiz, bir insanın üzerinde yaşadığı yurdunu savunması önemlidir ve bu uğurda ölürse şehittir. Din, can, mal, nesil ve akıl emniyetinin korunduğu toprak, liaynihi değil, liğayrihi uğrunda ölmeye değer. Bütün yeryüzü mescid  kılınmıştır . İnsanların inançlarını ve dinî  hayatlarını özgürce yaşayabildiği her yer savunulmaya değerdir. Allah yolunda cihad, en geniş manada "insan ile İslam arasındaki engellerin ortadan kaldırılması"nı hedefleyen bir görevdir. Yurt savunması yapılırken, şehadet ve cihad gibi kavramların öne çıkması gayet tabiidir, ancak bu askerî gücün olur olmaz sivil işlere karışmasının, yönetimi bildiği gibi tanzim etmeye kalkışmasının gerekçesi değildir. İslam'da askere  özel  yetkiler veya rejim üzerinde vesayet hakkı tanıyan herhangi bir hükme rastlanamaz.  

Hz. Ömer'in büyük sahabe ve komutan Halid bin Velid'i tam savaş sırasında görevden almasının iki önemli sebebi vardı. Biri, her girdiği savaşı kazanan Halid'in giderek insanların gözünde yüceltilmeye başlanmasıydı. Şu kanaat hasıl oluyordu: Halid'in komuta ettiği hiçbir savaş kaybedilemez. Bu, doğru strateji, yeterli donanım, fedakârlık, sabır ve sebat, İlahi yardım ve savaşın haklı ve adil olmasını gerektiren moral faktörlerin Halid'in gerisine düşmesi tehlikesine yol açıyordu. Diğeri, artık Halid isteseydi orduyu peşine takar, Medine'yi basar, halifeyi görevden alabilirdi. İnsanlar Halid'i öylesine yüceltmeye başlamışlardı ki, askerî güç sivil yöneticilerin önüne ve üstüne çıkıyordu. Dirayetli Halife Hz. Ömer bu tehlikeyi sezdi ve tam savaş sırasında iken Halid'i azletmeye karar verdi. Ancak Halid de öylesine büyük bir sahabe idi ki, kendisini azleden mektubu okur okumaz atından indi, görevi hemen devredip er olarak savaşa devam etti. Allah ikisinden razı olsun.

İSLAM'DA İLK PROFESYONEL ORDUYU MUAVİYE KURDU 

İslam'da profesyonel ve nizami orduyu ilk ihdas eden Muaviye'dir. O güne kadar savaş olacağı zaman seferberlik ilan edilir, erkekler toplanır, savaşa giderdi. Savaş bittiğinde ordu da dağılırdı. Hiçbir askerin 4 aydan fazla cephede kalmasına izin verilmezdi ki, bu Hz. Ömer'in içtihadı ve kararıydı. Silah taşımak sünnetti ve bu herkesin hakkıydı. Bu, aynı zamanda eğer söz silahı elinde bulunduranların olacaksa, bu bütün Müslümanların hakkı olmalıydı. Geleneksel teamüllere uyulup -ama Kur'an'ın düzenlemesini yaptığı şekilde- savaş ganimetleri dağıtılırdı. Muaviye ilk defa nizami ordu kurdu, askerlik süresini uzattı ve maaş sistemini getirdi. Bu, siyasetin askerî güçle ilişkilendirilmesine yol açan ilk  önemli  gelişme oldu.

Bu yazı toplam 561 defa okundu.
Bahman Abdullayev
hainler
Zaman ve Taraf gazetesi çalışanları Ermenistan metbuatında kahramanlar gibi
gösteriliyor övgüler yağdırılıyor...
Hayırdır....Birisini Türk düşmanı ovüyor ise demek o ovülen ele
Türkün düşmanıdır
Siz hayinsiniz.......Çalışanlarınız arasında türk de yoktur..
Ermeni ajanı hainlersiniz...hamurunuz hainlikle yoğrulmuş..
Çok cesaretlendiniz...Çanakkale savaşından ders almadınız..
Hainler ..Türk ordusunu gözden salmaya çalışan hainler..
04 Temmuz 2010 Pazar Saat 09:25
siganfu
CİHAT AYETLERİNİ İNKAR!!!
Malum efendim İSLAM CİHAT'ı da emretmez(!)Malum cihat ayetlerini de bu DİN-İMAN DÜŞMANI İttihatçılar uydurmuştur.
Sayın Ali Bulaç geldiği yerden hızla Fehmi Koru yanına ulaşıyor!
Biz ders kitaplarında,ayrıca sayın Fetullah Hocaefendi vaaz ve sohbetlerinde Hz. Peygamber'in savaşlarından bahseder!
Bunlardan bir kaç kaseti sayın Ali Bulaç'a yollamadınız mı?
Yani elbette Ordu yoktur da,asker olan müslüman da mı yok?
Hani bizim Çanakkale Şehitleri şiirindeki BEDRİN ASLANLARI da mı hurafe?
Bu İttihatçılar ne DİN DÜŞMANI adamlar!!!
Cihat yasaksa ABD'ye sırtımızı döneriz.
Gerisi malum!
Ali Bulaç yazmıştı,bir tv proğramında da anlattı.
IRAK'ta fahişe olan kadınlar varmış!
Kendi gözüyle görmüş.
Onlar sayın Ali Bulaç MÜSLÜMANIN KARDEŞLERİ değil mi?
Hadi ABD'ye sırtımı döndüm.
İnsafına!!!
28 Haziran 2010 Pazartesi Saat 17:03
yolcu
işinize gelmiyor değil mi?
Bu sözleri Yaşar Nuri Öztürk veya Zekeriya Beyaz söyleseydi bu diyalogcu,ülkücü düşmanı yazar hemen konjektüre uygun bir yazı kaleme alırdı.Zaman Gazetesi ve diyalogcu tayfa da ne söylenirse söylensin itirazsız söylenenleri benimseyip 'çok doğru söylüyor' diye destek verirdi.
28 Haziran 2010 Pazartesi Saat 16:11
Tüm Yorumları Göster(4)
GALERİLER
ARŞİVDE ARA
PİYASALAR
USD 1,7540
EURO 2,3050
ALTIN 97,3426
İMKB 60147,96
HAVA DURUMU
GAZETELER
SON YORUMLANAN HABERLER
E-BÜLTEN
Ad & Soyad
E-Mail
Ekle   Çıkar  
Cihan Haber Ajansı
» Künye     » Reklam     » Sitene Ekle     » RSS
Copyright © 2008 2023Haber. Tüm Hakları Saklıdır. Sitemizdeki materyallerin izinsiz kullanılması yasaktır.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR