ÇOK OKUNANLAR
HAFTALIK
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
DEMOKRATLAR BİRLİĞİ
Celal ÇETİN
celal2023@gmail.com
DEMOKRATLAR BİRLİĞİ
06 Nisan 2010 Salı Saat 17:58

Türkiye’de yaşananlar bir kez daha gösterdi ki, demokratikleşme, çağdaş medeniyete ulaşma, siyaset (politika) yapma veya adına ne derseniz deyin her ne yapılıyorsa veya yapılacaksa demokrasi temelinde, hukuk çerçevesinde ve sandıkta olmalı.

Türk milletinin diğer milletlerde olmayan özellikleri, hasletleri, zaafları ve zayıflıkları var. En büyük özelliği ise, değerlerine bağlı kalıp geleceğini (kişisel anlamda) düşünmesi. Bu nasıl oluyor? Nasıl olduğunun en canlı örneklerini bugün görüyoruz.

Değerlerine bağlı kalıyor... Bugünkü iktidarın izlediği başat politika toplumun temel değerlerine (muhafazakarlık anlamında) sahip çıkma mesajı yatıyor. Sahip çıkıp çıkmadığı, mesajının doğru olup olmadığı tartışılır elbet, ama doğru-yanlış mesaj toplum tarafından algılandı.

Geleceğini düşünüyor... Yine bu iktidarın izlediği diğer bir politika, toplumu bir şekilde beslemek… Verdiği, “ben gidersem elinizdekiler de gider” mesajı da toplum tarafından algılandı. Bu mesajın içinde neler vardı? Toplumun bazı kesimlerine kimliklerini geri vermek, ezilmişlik duygularından arınmasını sağlamak, birey olarak varlıklarını öne çıkaracak alanlar oluşturmak. Bu politikalar da tartışılır elbet. Toplumu bir arada tutan bazı kavramların yerle bir edildiği iddiası öyle az buz iddia değil.

Peki sürüklendiği bu noktadan toplum memnun mu? Memnun olduğu söylenemez… Sokakta bunu çok daha hissediyorsunuz. Radikalleşmiş, cumhuriyetin temel değerleri ve kurumlarıyla kavgayı varlık sebebi haline getirmiş içeride ve dışarıda bazı kesimlerin dışında kalan, cumhuriyeti özümsemiş, hukukun üstünlüğüne içgüdüsel olarak inanan, Mustafa Kemal’i hala hatırlayan, “mukaddesatıma karışmayın” derken, "köşebaşındaki bakkalından içkisini alabilme özgürlüğünü" kaybetmek istemeyen geniş halk kitlelerinde tanımlayamadıkları bir tedirginlik var. Bu kesimler ekonomiden sosyal yaşama kadar hemen her alanda taşların yerinden oynadığının, bu durumun da gelecek açısından hiç de hayra alamet olmadığının farkında.

Ama aynı kesimlerde bir çaresizlik de gözleniyor. “Doğru söylüyorsunuz, ama alternatif olarak kim var?” sorusunu sıkça duymak mümkün.

İşte konu bu soruda çıkmaza giriyor. Alternatif olabilecek partiler yok değil. Ama ne yazık ki kendilerini toparlayamıyorlar. Demokrat Parti (DP) örneğinde olduğu gibi.

Bugün DP temsil ettiği misyon ve taşıdığı miras gereği AKP’nin tek alternatifi. “Toplumun hem mukaddesatının hem de köşebaşındaki bakkalından içkisini alabilme özgürlüğünün teminatı” olan bir parti. Bu özelliği nedeniyle merkez sağı derleyip toparlayacak bir görev yüklenmiş durumda.

Birleşmeden sonra iç huzursuzluk bir türlü giderilemedi. Özellikle Hüsamettin Cindoruk’a karşı bir direniş gözleniyor. “Cindoruk’la bu iş olmaz” tezi sürekli işleniyor tabanda. Peki neden olmaz? Olması için uğraş verildi mi? Birleşmeden sonra ANAP kanadı artık DP mirasçısı olduklarının farkına varabildiler ve bunu içlerine sindirebildiler mi? Yoksa partiyi ele geçirme hırsı mı ağır bastı? Mesut Yılmaz’ın Demirel’le görüşmesinde “Cindoruk’u istemiyoruz” dediğine dair iddiaları nasıl okumak gerekiyor?

Hüsamettin Cindoruk’un yaşını bahane gösterenler, Türkiye’de hemen tüm kesimler tarafından saygı gören, güvenilir ve birleştirici bir isim olduğunu neden kabul etmek istemiyorlar ve görmezden geliyorlar?

DP iç karışıklıklarla uğraşırken, siyasi anlamda çözüm üretme, strateji geliştirme ve taşıdığı zengin mirası tabana anlatma görevini yerine getiremiyor. Partiye bu anlamda destek sağlamak üzere Demokratlar Birliği kuruluyor. Birliğin amacı, üstü örtülen bir dönemi aydınlatmak, o günlerden bugünlere, bugünlerden yarınlara bir yol açmak. DP, AP, DYP, DP yolculuğunu devam ettirmek, ülkeyi ihtiyacı olan Mustafa Kemal-Celal Bayar çizgisine yeniden oturtmak. Bir başka ifadeyle; her ne yapılacaksa ülke adına, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve “millilik” temelinde yapılacak.

Tabiat boşluk kabul etmiyor. Merkez sağda oluşturulan boşluk, o boşluğu oluşturanlar tarafından doldurulmak isteniyor şimdi. Merkez sağ kuşatma altına alınıyor. Son zamanlarda ne hikmetse DP hayranları türedi. Devletin televizyonunda DP'nin ve Menderes'in askerler tarafından nasıl "mağdur edildiği, mazlum oldukları" anlatılıyor. Mirastan pay kapma yarışı başladı. Oynanan oyun çok açık. Olur ya, bir gün AKP iktidarı son bulursa, merkez sağın kontrolünü DP eliyle sağlamak üzere hazırlıklar yapılıyor. Bu hazırlıkların kaynağının yurtiçinde ve milli olduğunu düşünenler, fena halde yanılırlar. Ama kabul etmek gerekir ki, eğer Mustafa Kemal-Celal Bayar mirasına yürekten inananlar, en azından ülkesi adına endişe duyanlar parti içi kavgaya son vermez, içleriindeki ayrık otlarını temizlemezlerse yurtdışı kaynaklı operasyon başarılı olur.

Geçmişini unutanların bugünleri ortada. Yarınları ise olmayacak…

Bu yazı toplam 837 defa okundu.
Esen
..
Sevgili Celal Bey,

Mukaddesatıma karışma ve köşebaşındaki bakkaldan içkimi alırım özgürlüğü bitti..

Başbakan'ın 8 yıldır vermeye çalıştığı şey, "En doğruyu ben bilirim. herkes benim istediğim gibi yaşamalıdır." anlayışıdır.

Herkesin ama herkesin yaşamına karıştı. NAMAZ-SAYARLIK başbakan döneminde iş edinildi. Herkes birbirinin camiye gidişini, orucunu sayar oldu.
08 Nisan 2010 Perşembe Saat 10:00
GALERİLER
ARŞİVDE ARA
PİYASALAR
HAVA DURUMU
GAZETELER
SON YORUMLANAN HABERLER
E-BÜLTEN
Ad & Soyad
E-Mail
Ekle   Çıkar  
Cihan Haber Ajansı
» Künye     » Reklam     » Sitene Ekle     » RSS
Copyright © 2008 2023Haber. Tüm Hakları Saklıdır. Sitemizdeki materyallerin izinsiz kullanılması yasaktır.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR