ÇOK OKUNANLAR
HAFTALIK
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
KILIÇDAROĞLU MUAMMASI VE DP
Celal ÇETİN
celal2023@gmail.com
KILIÇDAROĞLU MUAMMASI VE DP
03 Eylül 2010 Cuma Saat 02:51

18 Mayıs’ta “Bir Komplo Teorisi” başlıklı bir yazı yazmış, CHP’nin başına geçen Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik soru işaretlerimizi dile getirmiştik. Özetle şunları yazmıştık:

“Son yıllarda ulusal direnişin soldaki bayrağı olan CHP, bir senaryo ile safdışı bırakıldı. Bu öylesine iyi planlanmış bir senaryo ki, CHP hangi adımı atarsa atsın kazanan uluslararası plan yapıcılar olacak.

İğrenç bir kaset komplosu ile partiden uzaklaştırılan Deniz Baykal, özellikle son yıllarda siyasetçinin ötesinde, devlet adamı oldu. Küresel gerçekleri, bu gerçeklerin Türkiye’ye yönelik planlarının analizini iyi yaparak deşifre eden, uluslar arası güçlerin ve plan yapıcıların, “Baykal mutlaka gitmeli” dediği bir devlet adamı. Hatta AB belgelerinde bile, “açılımın önündeki en büyük engel Baykal ve CHP’dir” ibaresinin yer aldığı bir dönemde Baykal yaşamsal bir önem kazandı. Ardından Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan oldu.

Bugüne kadar Kemal Kılıçdaroğlu’na ateş püsküren yandaş medya, CHP’yi güçsüz bırakan bir Baykal’ı değil de güçlendirecek bir Kılıçdaroğlu’nu neden destekliyor? Neden “aman Baykal dönmesin” diye kampanya başlatıyor? Bu soruların cevabı, Kemal Kılıçdaroğlu’na sorulması gereken şu sorularda gizli.

1- Deniz Baykal Kürt açılımının milli proje olmadığını, ülkeyi böleceğini, başkanlık sisteminin federasyonun ilk adımı olduğunu savunuyordu. Siz ne düşünüyorsunuz?

2- Deniz Baykal PKK’ya genel affın bebek katilini de kapsayacağı için karşı çıkıyordu. Siz ne düşünüyorsunuz?

3- Deniz Baykal Ergenekon üzerinden TSK’nın, yargının, üniversitelerin, ulusal/milli güçlerin sindirilmek istendiğini savunuyor ve bu kesimleri korumaya çalışıyordu. Siz Ergenekon konusunda ne düşünüyorsunuz?

4- Deniz Baykal AKP ile koalisyonu kesinlikle reddediyordu. Siz AKP ile bir koalisyona nasıl bakıyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu bu sorulara Baykal’ın cevaplarını verebiliyorsa, CHP ve ülke için bir şanstır. Eğer veremiyorsa, o zaman CHP’nin farklı bir yola gireceğini kabul etmek gerekiyor.

Dersim olayları konusundaki sert tavrı, “devletin kendisi ile hesaplaşması gerektiğini” söylemesi, genel af konusundaki ılımlı yaklaşımı henüz unutulmadı.

Eğer Kılıçdaroğlu yukarıdaki sorulara farklı cevaplar verirse, CHP’nin bugüne kadarki duruşundan farklı bir duruş sergileyeceği ortaya çıkacak. Böyle bir durumda Dersimli Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığındaki CHP’nin tüm politikaları değişecektir.

Müzmin Baykal muhaliflerinin gözleri öylesine kör olmuş ki, Baykal’ın neden tasfiye edildiğini düşünemez duruma gelmişler. Onlara göre kaset komplosu demokrasiyle bağdaşmaz ama, en azından CHP ayağındaki prangadan kurtulmuş oldu. Deniz Feneri yolsuzluğu başta olmak üzere AKP’nin kirli çamaşırlarını ortaya döken, canlı yayınlarda AKP’lileri perişan eden, dürüstlük timsali bir isim partinin başına geçmiştir. Tabii Baykal’ın tüm ekibi de tasfiye edilecektir. Sol kesim Kılıçdaroğu ile coşacak ve CHP’de birleşecektir. AKP zaten sağ kesimi kontrolüne almış durumda. Sol da Kılıçdaroğlu ile kontçrol altına alınacaktır. Yani sol ve sağ kesim iki partinin kontrolünde paralel çizgiye çekilmiş olacaktır.

Bir başka ifadeyle Kılıçdaroğlu’nun başında bulunduğu CHP Baykal’ın duruşundan vazgeçerek AKP ile paralel hale gelecektir.”

Bu hatırlatmayı neden yaptık?

Kemal Kılıçdaroğlu Orhan Pamuk’u arayıp bir görüşme yaptı. “Ne konuştunuz?” diye soran basın mensuplarına açıkça ne konuştuklarını anlatmadı ve “konuşma aramızda” cevabını verdi.

Orhan Pamuk kimdir?

“Türkler bir milyon Ermeni’yi ve onbinlerce Kürt’ü kesti” diyen ve bunun için Nobel Ödülü kazandırılan bir kişi. Cumhuriyet’ten, Atatürk’ten yana olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu’nun, Türk Milleti’ne kinini, nefretini her fırsatta kusanlarla görüşmesini ve bunu gizlemesini anlamak mümkün değil.

Deniz Baykal olsaydı bunlarla görüşür müydü dersiniz?

*           *           *

DP’DEN BİR GÜÇLÜ SES

Merkez sağın gerçek temsilcisi DP’nin AKP tarafından nasıl içten parçalanmaya çalışıldığını anlatıyoruz sürekli. Milli Görüş gömleğini çıkaran AKP için en uygun gömlek, DP gömleğidir. Bu gömlek demokrasidir, meşruiyettir. Halkı kucaklamak, birlik-beraberliktir. Yani merkezdir.

İşte bu özellikleri nedeniyle DP gömleğinin AKP’ye uymayacağını da söyledik. Çünkü iktidar partisi DP felsefesinin oturtmaya çalıştığı tüm değerleri alt üst ederek ülkede savaştan çıkmış kadar tahribata yol açtı. DP gömleğini giymeye çalışıyor ama, kendi bünyesine uydurmak için o gömleği kesip biçiyor. DP’nin kurucusu Celal Bayar’ı yok sayıyor. Biliyor ki Bayar’ı görürse Mustafa Kemal’i de görmek zorunda kalacak. Çünkü Bayar Mustafa Kemal’in mirasını korumayı milli bir ibadet olarak kabul etmiş biridir.

Hadi AKP’yi anlayabiliriz. Sonuçta görevini yapıyor. Ama referandumda adeta gönüllü AKP’li gibi çalışarak “evet” kampanyaları yürüten bazı aile bireylerini anlamak mümkün değil. Örneğin torunu Emine Gürsoy Naskali’yi.

Ancak Bayar’ın 89 yaşındaki Nilüfer Bayar Gürsoy’un referandumda “hayır” diyeceğini açıklaması ve gerekçeleri bir ibret vesikası olarak tarihe geçti. Şöyle diyor Nilüfer Bayar Gürsoy:

“Ülkemizin işsizlik, terör, Doğu sorunu ve eğitim gibi, bir çok ciddi sorunu varken, aceleye getirilerek önümüze bir anayasa değişikliği paketi kondu. Geniş tabanlı bir mutabakat aranmadan bir partinin, iktidarın getirdiği bu anayasa değişikliğine bakacak olursak, bir maddenin öne çıktığı görülüyor. O da yüksek yargıyı iktidar partisinin emrine bağlamak.  Yargı bağımsızlığını yok etmek. Diğer maddeler kanunlarda var olan veya getirilen değişikliğin olması veya olmaması hukukçular tarafında tartışılacak ayrıntılar.

Anayasa değişikliğini benimseyenlerin yüksek tonla vurguladıkları, mevcut anayasanın askeri darbe anayasası olduğu getirilen değişiklikle bunun kaldırılacağı, darbelere karşı gelineceğidir. Hatta 12 Eylül darbecilerinden hesap sorulacağıdır. Hesap sorulacaksa neden 27  Mayıs'tan başlanmıyor?

Geçen gün İstanbul caddelerinden birinde şöyle bir afiş gözüme çarptı:

‘Darbe Utancını Bitirmeye Evet’

Darbe utancı kanun değişikliği ile bitiyor mu?   Darbe karşıtlarını kendilerine çekmek için yapılan bu demagojiler düpedüz tuzak! Darbe yaparken darbeci anayasaya mı bakıyor? Darbesini yaparken anayasayı toptan kaldırıp arkasından kendi yasasını getiriyor.

Darbelere karşıyım. Getirdikleri anayasalara karşı oy verdim. 27 Mayıs'ın da 12 Eylül darbesinin de başta gelen mağdurlarındanım. Ama ‘sivil anayasa yapıyoruz, eksik ise daha genişini de yaparız, yapacağız’ sözleri ile kandırmayı bıraksınlar. Bundan önceki anayasalar nasıl tek taraflı ise, dar bir çerçevede tek bir partinin görüşüne göre hazırlanan bu anayasa değişikli de yanlıştır. Hazırlanış şekli ile yanlıştır. Yargıya hakim olma anlayışı ile, nasıl kullanacağı belli olan/olmayan bir iktidara geniş yetkiler verilmesi hatalıdır.

27 Mayıs'ta dar bir zümrenin ele geçirdiği kuvvet ve sahiplendiği yargı mekanizması ile Yassıada mahkemesinde neler yapıldığını gördük. Yargının bağımsızlığı esas olmalıdır. Anayasalar bir zümreyi, bir partiyi kayırıcı olmamalıdır.

Halk oylamasında kullanacağım oy HAYIR olacaktır.”

Bu duruş Nilüfer Bayar Gürsoy’un şahsında Celal Bayar’ın duruşudur. Mustafa Kemal’in duruşudur. Türk Milleti’nin duruşudur. Bir başka ifadeyle İstiklal Savaşı’nın duruşudur.

Mustafa Kemal’in silah arkadaşı İnönü’nün partisinin içine düşürüldüğü durum, İstiklal Savaşı’nın Galip Hocası, Mustafa Kemal’in başbakanı Celal Bayar’ın DP’sinin tarihi sorumluluğunu net olarak ortaya koydu.

DP, ne pahasına olursa olsun AKP’nin gömleği olmamalı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekası için bunu önlemek zorundayız.

Bu yazı toplam 306 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
GALERİLER
ARŞİVDE ARA
PİYASALAR
USD 1,7540
EURO 2,3050
ALTIN 97,3426
İMKB 60147,96
HAVA DURUMU
GAZETELER
SON YORUMLANAN HABERLER
E-BÜLTEN
Ad & Soyad
E-Mail
Ekle   Çıkar  
Cihan Haber Ajansı
» Künye     » Reklam     » Sitene Ekle     » RSS
Copyright © 2008 2023Haber. Tüm Hakları Saklıdır. Sitemizdeki materyallerin izinsiz kullanılması yasaktır.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR