ÇOK OKUNANLAR
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İNEGÖL, HATAY VE REFERANDUM
Celal ÇETİN
celal2023@gmail.com
İNEGÖL, HATAY VE REFERANDUM
27 Temmuz 2010 Salı Saat 21:20

Bursa İnegöl’de adli bir olay etnik çatışmaya dönüştü. Türk kökenli vatandaşlarımızla Kürt kökenli vatandaşlarımız karşı karşıya geldi. Aralarında polislere ait olanlar da dahil araçlar yakıldı, işyerleri tahrip edildi.

Hatay’da PKK’lı yaratıkların saldırısı ile 4 polisimiz şehit oldu. Galeyana gelen Türk kökenli vatandaşlarımız tepkilerini tehlikeli ve yüreğimizi ağzımıza getirecek şekilde ortaya koydu.

Her iki olay Türkiye’nin geldiği noktayı göstermesi açısından çok önemli. Ama bunun kadar önemli bir başka gelişme yaşandı Hatay geriliminde. İçişleri Bakanı Beşir Atalay Amanos Dağları’nın ne pahasına olursa olsun PKK’dan temizlenmesini istedi. Kim temizleyecek? O bölgeden sorumlu 6. Kolordu ve bu kolordunun komutanı Korgeneral Nejat Bek.Peki Amanoslar’ı temizlemesi istenen Bek kimdir? Balyoz davasında hakkında yakalama kararı çıkarılan çok değerli bir komutan.

Çelişkiyi görebiliyor musunuz? Küresel güçlerin taşeronu şerefsiz, bebek katili bir örgütle canları pahasına mücadele eden görevdeki komutanlar hakkında yakalama kararı çıkartıyorsunuz, ama aynı komutanlardan PKK’yı temizlemesini istiyorsunuz. Kimse çıkıp “kararı mahkeme verdi” demesin. Bağımsız yargıyı baskı altına almak üzere bu ülkede neler yapıldığını, sözde demokratikleşme adına anayasa değişiklik paketleri hazırlandığını, halkın bu paketi kabul etmesi için “her türlü” yönteme başvurulduğunu herkes biliyor.

İnegöl ve Hatay’da yaşananlar ülkenin artık net olarak bölünme aşamasına geldiğini gösteriyor. PKK terörü yaklaşık 30 yıldır bu ülkenin başına bela. Ancak son birkaç yıla kadar Türk ve Kürt vatandaşlarımız birbirlerine düşmanlık beslememiş, tüm vatandaşlarımız PKK ve terörü Güneydoğu sorunundan ayırmasını bilmişti. Onca yıldır kınalı kuzular şehit olmuş ama toplumsal düzeyde etnik gerginlik yaşanmamıştı. Ne zamana kadar? Ne olduğu bir türlü anlaşılamayan (aslında neye ve kime hizmet ettiği çok açık olan) açılım saçmalığına kadar. “Kürt Açılımı” adını gelen tepkiler üzerine “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” olarak değiştiren iktidarın izlediği politikalar, İnegöl ve Hatay olarak karşımıza çıktı.

İktidar referandumdan sonra açılımın devam edeceğini söylüyor. Bu ne demektir? BDP’nin sözcülüğünü yaptığı PKK’nın talepleri doğrultusunda açılımın içi dolduruldukça etnik çatışma derinleşecek, kendisini öz yurdunda azınlık hisseden, vatanın ayakları altından kaydığına, Mustafa Kemal’in kurduğu cumhuriyetin, onun ordusunun adım adım tasfiye edildiğine inanan, AB(D)’nin talepleri doğrultusunda ülkesinin federasyona sürüklendiğini düşünen Türk Milleti tüm bu değerleri koruma refleksini sokaklarda göstermeye başlayacak. Bu refleksin ulaşacağı boyutları düşünmek bile istemiyoruz.

Referandumun Türkiye için ölüm kalım anlamı taşıdığını söylüyoruz. İktidar partisi 13 Eylül 2010 tarihinde Türkiye’nin “evete” uyanması için elinden geleni ardına koymayacak. Açılımı sürdürebilmek için bu evete ihtiyacı var.

Açılımın sonsuza kadar açılmamak üzere kapatılması, bir daha İnegöller’in, Hataylar’ın yaşanmaması isteniyorsa bu ülkenin “hayır” demesi gerekiyor.

Korgeneral Nejat Bek 4 şehit polisimizin cenaze töreninden sonra hakkındaki tutuklama kararını soran gazetecilere, gülümseyerek, "Memleket bizim için kıymetli" karşılığını verdi.

Evet, bu memleket bizim için kıymetli. Evet, bu ordu bizim için kıymetli. Evet, bu cumhuriyet bizim için kıymetli. Ve evet, Mustafa Kemal bizim için kıymetli. Ne pahasına olursa olsun korunması gerekiyor bunların…

***

İFTAR ÇADIRLARI

İstanbul’da birkaç yer dışında iftar çadırı kurulmayacak. Onun yerine yoksul kesimlerin evlerine sıcak yemek götürülecek. İktidarın oy uğruna tüm değerlerle oynamasının son örneği. İftar çadırları Ramazan ayının simgelerinden bir oldu. Sadece yoksullar için değil, iftar saatinde evine yetişemeyenler için de sıcak yemek merkezleriydi. İftar çadırlarını sadece yemek çadırı olarak düşünmeyin. Her biri artık sosyal merkezler haline dönüştü. 30 güm boyunca iftar saatini beklerken o kuyruklarda ramazan sohbetleri edilir, unutulan iletişim o kuyruklarda sağlanır. Tıpkı camilerde namaz vaktini beklerken edilen sohbetler gibi. Oy uğruna insanların iletişimini kesmek bu millete yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir. Camileri kapatmak kadar…

Bu yazı toplam 182 defa okundu.
Esen
Hedef Lozan
AKP'lilere Lozan Antlaşması devre dışı bırakılmadıkça, ABD hegemonytasından kurtulamayacağımız eğitimi veriliyor.

Hedef Lozan. Alternatifi Sevr!

Lozan'ın zararları eğitimi verilirken, MİT ne yapıyor acaba?

Biz Lozan'ın faydaları eğiitmi verecek olsak, MİT ne yapar?
28 Temmuz 2010 Çarşamba Saat 01:14
fatoş
evetler nasıl artıcak
Artık simge filan kalmadı sadece çıkarcılık kaldı ha bide trafiğe takılmamak kaldı iftar çadırıda yok artık
27 Temmuz 2010 Salı Saat 23:42
fatoş
gayretle!!!
Tüm gayretle iç savaşa sürükleniyoruz.Tabiki bunun altında yatan ilk kışkırtma malüm açılım...Duyarlı olursak bu vatan bölünmez ve bu duyarlılığıda sanırım 12 eylülde göreceğiz.EVET bu vatan hepimizin KUMPASLARLA OYUNA gelmiycez...
27 Temmuz 2010 Salı Saat 23:36
GALERİLER
ARŞİVDE ARA
PİYASALAR
USD 1,4980
EURO 1,9300
ALTIN 60,0555
İMKB 60981,09
HAVA DURUMU
GAZETELER
E-BÜLTEN
Ad & Soyad
E-Mail
Ekle   Çıkar  
Cihan Haber Ajansı
» Künye     » Reklam     » Sitene Ekle     » RSS
Copyright © 2008 2023Haber. Tüm Hakları Saklıdır. Sitemizdeki materyallerin izinsiz kullanılması yasaktır.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR