Hakkı Öznur ile gerçekleştirilen özel röpotajın 6. bölümü.
-Sol cuntaların tarihi darbe toplantısı olan 9 Mart Toplantısı nedir? Nerede oldu? Kimler katıldı?
Ordu içindeki sol cuntalar, son hazırlıklarını tamamlamışlardı. Sadece devrime önderlik edecek komutanların “D” kararını bekliyorlardı.
Gürkan’ın da içinde yer aldığı darbeciler, darbeyi yapmak için son toplantılarını 9 Mart günü Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur’un makamında bir araya gelerek yaptılar.
Toplantı günü sabahtan Orgeneral Batur Hava Kuvvetlerinden bazı birliklere ve üslere alarm vermiştir. Bunun üzerine Hava Kuvvetleri Komutanlık Karargahı koridorları ve çalışma odaları general ve subaylarla doldurulmuştur.
Devrimci sol cuntaların ordu içerisinde güvendikleri en güçlü isimlerden biri olan Muhsin Batur, emrindeki havacı ihtilalcilerle birlikte hazırlamış oldukları ihtilal anayasası taslağı, devrim kanunları taslağı ve alternatifli hükümet listesini ordu içinde birlikte hareket ettikleri başta Faruk Gürler olmak üzere bir kısım üst düzey komutanlarla ihtilal mutabakatına varmak için tarihi 9 Mart toplantısını gerçekleştirdiler. Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur'un karargahında gerçekleşen bu toplantıya kara kuvvetlerindeki ihtilal hazırlığının "beyni" sayılan Tüm. Gen. Celil Gürkan da katılmıştı.
Ev sahibi sıfatıyla ilk konuşmayı Batur yaptı. Batur konuşmasında Gürler'e yönelik, "Paşam bütün hazırlıklar tamam. Bir müdahale anında zat-ı aliniz devlet başkanı olacaksınız. Ben de başbakanlık görevini üstleneceğim. Biz hazırlıklarımızı size arz edelim. Siz nihai kararı verin." Gürler, Batur'un konuşmasından sonra Batur'un talimatı ile koordinatör Tuğ. Gen. Harekat Dairesi Başkanı Ömer Çokgör'ün verdiği ihtilalde görev alacak isimler ve ihtilal sonrasındaki siyasi ve sosyal yapılanmayla, yani kurulacak yeni rejim yapısıyla ilgili bilgileri dinledi. Özellikle devrimden sonra görev alacaklar arasında adı geçen bazı Marksist bilinen siyasetçi ve akademisyenlerin de bu isimler arasında yer alması, Gürler'in terlemesine sebep olacaktı. Toplantıda yapılacak darbe sonrasında teşekkül edilecek devrim konseyi isim listesi, muhtemel devrim konseyi üyeleri, stratejik noktalara getirilecek kişilerin kod adları ve bakanlar kurulu listesi bütün yönleriyle ele alınmıştı. Gürler, okunan adlardan bazılarının üzerinde duruyor, kimileri hakkında olumlu, kimileri hakkında olumsuz yorumlar yapıyordu.
Herkes bu toplantıda görüşlerini beyan ettikten sonra son söz alarak Gürler'in dudağı arasından çıkacak olan "tamamdır" sözünü bekliyordu. Eğer Gürler kararlı bir tutum sergileyip darbeye “evet” deseydi, ihtilal hazırlıkları tamamlanmış, sıra bu planları ve programı uygulamaya kalmıştı. Ama olmadı. Dağ fare doğurdu. İhtilalin başı görülen Gürler bile yapılacak darbeden sora kendisinin de ileride harcanabileceğinden ve devre dışı bırakılacağından korkmuştu.
Toplantı devam ederken dışarıda da gerginlik vardı. Silahlı subaylar bir müdahale kararı çıkacağını bekliyordu. Ama toplantı uzadıkça dışarıdakiler sinirleniyordu. Radikal asker subaylardan Hidayet Ilgar arkadaşlarına “gelin içeri girelim ve kararı çıkartalım” demişti. Herkes toplantı odasına yönelirken o sırda kapı içerden açılmış Batur ve Gürler dışarı çıkmışlardı. Bir süre sonrada arabalarına binip Tağmaç’ın ordu evinde verdiği akşam yemeğine gitmişlerdi.
İhtilalcilerin bu toplantıda davranışları Gürler'i ürkütecekti. Sonradan kendisine niçin tereddüt geçirdiğini soranlara, "Adamlar benim karnımı kurşunla dolduracaklarmış yahu" diyecekti. Gürler'in tereddüt geçirmesinin bir diğer sebebi de, Batur ve ekibinin hazırladığı devrim anayasası ile diğer dokümanların bütünüyle ihtilalin "kızıl renkli" olacağını ortaya koyduğunu görmesindendi.

-9 Mart Toplantısı fiyasko oldu… Peki, Gürler ve Batur arkadaşlarını neden sattı?
Çünkü Gürler ve Batur kendilerinin de tasfiye edecekleri korkusuyla sol darbenin gerçekleşmesinin engellediler. Daha da açıkçası darbenin radikal bir sol çizgiye gelerek böyle bir ihtilalde kendi başlarının yenmesinden korkmuşlardı. Özellikle Gürler böyle bir müdahalede çeşitli cuntalardan oluşan darbenin başarıya ulaşmasından endişeliydi. Belki de kurmaylarından gelecek bir ihanetten ya da ihtilalin Kemalist bir darbeden daha solda komünist bir darbeye dönüşmesinden şüphe ediyordu.
Sonuç itibariyle 9 Martçılar istedikleri darbeyi gerçekleştiremediler. İki yıldır hazırlanmış oldukları darbe senaryoları suya düşmüştü. Kendileriyle birlikte hareket eden devrimci komutanlarımız dedikleri Gürler ve Batur onlara ihanet etmişti. İktidara yönelttikleri silahların namluları kendilerine dönmüştü.
Batur’un odasının yanındaki odalar ve koridorlar, müdahale kararı alınmasını bekleyen subaylarla doluydu; bunlar, toplantıdan bir karar çıkmadığını duyunca öfkeye kapıldılar ve Celil Gürkan’ın ‘düğmeye basmasını’ istediler; ama Gürkan reddetti.
-Radikal subaylar toplantı yaparken bunlarla bağlantılı sol örgütler ne yapıyordu?
Askeri cuntalarla ilişkili sol örgütler de 9 Mart akşamı Hava Kuvvetleri toplantısından çıkacak devrim kararını bekliyorlardı. Hazırlıklarını son kez gözden geçirmişlerdi. Bir taraftan silahlanırken, öte taraftan “Devrimci Ordu” imzalı bildirileri çeşitli ajans ve gazetelere göndermekteydiler. Bu bildirilerde “8 Mart Ültimatomu” başlıklı 12 maddelik talepler yer almaktaydı.
Nihai karar anı gelmiş ve iş bir tek düğmeye kalmıştı. Aynı gün sol cuntanın sivil destekçisi THKP-C, THKO ve DEV-GENÇ kadroları da bu toplantıdan çıkacak karar doğrultusunda Ankara ve İstanbul’daki örgüt evlerinde kendilerine gelecek olan işareti bekliyorlardı. 9 Mart 1971 Salı gecesi THKP-C kadroları 5’er kişilik gruplara ayrılmış olarak Sıhhiye’de karargah olarak kullandıkları evlerde, radyodan verilecek mesaja göre düğmeye basacak olan havacı subaylardan haber bekliyorlardı.
11 fakülteden 55 kişilik Dev-Genç’li gruplar, cunta içindeki solcu subaylardan temin ettikleri elbiselerle yapılacak olan müdahalelerde Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne el koyacaklardı. Ankara’daki gurubun başında Ertuğrul Kürkçü, Yusuf Küpeli gibi isimler vardı.
İstanbul’da ise Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı Hüseyin Cevahir ve onlarla birlikte hareket eden ordu içindeki solcu subaylar da sabaha kadar telsiz ve radyonun başında Çayan’ın kayınbiraderi Hv. Yzb. Orhan Savaşçı’dan gelecek talimatı bekliyordu. Fakat bu talimat bir türlü gelmedi; gelmeyecekti de...
Radyodan gelecek anonsu da beklediler, o da gelmedi. İstihbarat kaynaklarından o gün darbe olacağıyla ilgili bilgi alan Ankara emniyeti o gece yerlerini terk etmişlerdi. Darbe olsaydı, örgüt militanları boş binayı bulacaklardı.
Sol cuntaların beyni Doğan Avcıoğlu da büyük umutlar beslediği, darbenin lideri olarak gördüğü “şişman” lakabı taktığı Faruk Gürler’in düğmeye basmamasıyla 9 Mart girişimi fos çıkınca çevresine, “biz elimizi çabuk tutamadık şişman düğmeye basamadı” diye hayıflandığını o günün 9 Martçılarından Hasan Cemal’e anılarında anlatıyordu.
-Şahların Labirenti’nde 9 Mart olayı çok güzel işlenmiş… Orada konuşan bazı sol liderler cuntaların varlığını inkar etmezken açıkça cuntaların sol örgütleri kullandığını söylüyorlar. Hatta Sarp Kuray “biz kullanıldık, Gürler ve Batur kalleşlik yaptı” diyor…
İyi izlemiş ve seyretmişiniz, işte bütün olaylar gerçekçi bir şekilde Şahların Labirenti’nde anlatıldı… Hatırla Sevgilide ne cuntalar ne Banka soygunları ve kullanılan Deniz Gezmiş ve arkadaşlarından hiç söz edilmedi. Edemezler, çünkü işlerine gelmezdi.
Şimdi tekrar cezaevine giren, 12 Mart döneminin önde gelen isimlerinden, canlı tanıklarından Sarp Kuray sadece Şahların Labirenti belgeselinde değil birçok TV programında ve gazetelerde yer alan söyleşilerde 9 Mart olayının perde arkasını Gürler ve Baturla ile ilgili hissettiklerini, bildiklerini ortaya koydu.
Sarp Kuray “cuntalar bizi kullandı, Gürler ve Batur bizi sattı, kalleşlik yaptı” diyor.
Özellikle Muhsin Baturun 1970 yılında MGK da yapacağı bir konuşmanın alt yapısına uygun olsun diye Yükseliş kolejini devrimci militanlara bombalattığını Kuray bir çok söyleşisinde açıkça itiraf ediyor.. Muhsin Baturda kaos için sağa sola bomba attırmış bunlar artık gün yüzüne çıkmıştır..
Yine Erol Bilbilik ve dönemin birçok genç devrimci subayı’ da Faruk Gürler ve Muhsin Baturun kendilerini açıkça kullandıklarını sattıklarını itiraf etmişlerdir. Özellikle Dev- Genç’i Cuntacıların tepe tepe kullandıklarını çok açık bir şekilde dile getirmişlerdir.
-Geçtiğimiz günlerde Taylan Özgür’ün ablası Hale Özgür Kıyıcı “darbe özlemi çekenler genç subayları kullandı” diyor… Yine bununla bağlantılı 12 Mart öncesi öldürülen Taylan Özgür olayı hala bir muamma gibi duruyor… Kardeşinin cinayetini 40 yıldır araştıran ablası gittiği sol çevrelerden eli boş dönüyor… Sol da bu olayın üzerine gitmiyor… İlginç değil mi?
Çok önemli bir yere geldiniz… İlginç bir o kadarda karışık… Sol örgütler 23 Eylül 1969’da İstanbul Beyazıt Meydanında öldürülen ODTÜ öğrencisi genç Teğmen Taylan Özgür cinayetinin üzerine hiç gitmedi. Bu dosya adeta kapatıldı. Bu cinayet “faili meçhul” olarak kaldı. Abla Hale Kıyıcı basından da izlediğim kadarıyla 40 yıldır bu cinayetin “izini sürüyorum ama hala bir sonuç alamadım” diyor. Daha da önemlisi abla Kıyıcı sol cuntalar içerisinde yer alan, dönemin kuvvet komutanlarını, üst rütbeli askerlerini tanıyan, cuntalarla irtibatlı, emekli solcu Yarbay Talat Turhan’ın kardeşinin katilinin kim olduğunu bildiğini ama ismini açıklamadığını söylüyor. Abla Kıyıcı’ya göre katil şimdi üst düzey bir general... Abla Kıyıcı, Taylan Özgür dosyasını CHP’li eski İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş’e de verdiklerini, birçok yere başvurduklarını anlatıyor. Ama sonuç alamadıklarını itiraf ediyor. Abla Kıyıcı’nın yıllara dayanan iz sürmesinden Taylan’ın katilinin sol cuntalarla ilişkili biri olabileceği izlenimi doğuyor...
Yine ablanın bana göre en önemli ve çarpıcı adeta gelecek kuşaklara ibret olacak bir sözü de “genç subaylara” yönelik sözleri… 28 Ocak 2009 tarihli Zaman Gazetesinde yer alan açıklamasında “Darbe özlemi çekenler genç subayları kullandılar” diyor… Bu tarihi ve anlamlı bir söz…
Emekli Binbaşı Hasan Özgür’ün kızı bu sözleri Ergenekon soruşturmasında karargah evlerinde düzenlenen toplantılara katıldığı iddiasıyla tutuklanan Teğmen Taylan Kırmızı’ya yazdığı bir mektupta söylüyor. Bazı muhterislerin devlet erkini kendi çıkarları doğrultusunda 27 Mayıs 12 Mart 12 Eylül 28 Şubat son Ergenekon operasyonlarında hep aynı oyunun sergilendiğini ifade ettikten sonra bu gençlerin kimler tarafından kullanıldığını görmek gerekir diyor.
YARIN :
Terzi Fikri Sönmez bir halk kahramanı mı? Yoksa bir halk düşmanı mı ?
Sol cuntalar neden yargılanmadı?
Hatırla Sevgili” dizisindeki yalanlar ve gerçekler
12 Eylül öncesi olaylar bir sağ – sol çatışması mı idi?
Alevi ve Sünni vatandaşlarımızın arasına kimler nifak soktu ?
Devrimci paşalar Senatoda, devrimci gençler darağacında
Sinan DEMİR / 2023haber.com
Bu yazı toplam 1423 defa okundu.