ÇOK OKUNANLAR
HAFTALIK
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hakkı Öznur ile Tarihi Sohbet - 3 haberi
Hakkı Öznur ile Tarihi Sohbet - 3
17 Haziran 2009 Çarşamba Saat 13:58
BBP Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Öznur ile gerçekleştirdiğimiz tarihi sohbetin 3. bölümü.

-Aşırı sol ve bölücü grupların yayın organlarında hakkınızda “faşist konsept danışmanı”, “ülkücü ideolog” gibi yazılar yazıldı, ideolojik saldırılar yapıldı… Hedef gösterildiniz… Ne diyorsunuz bütün bunlara?

Sadece benim hakkımda değil, Sayın Zülfü Canpolat, sayın Ökkeş Şendiller hakkında da yalanlarla, iftiralarla dolu yazılar yazıldı ve haberler yapıldı.

Vallahi bunlara gülüp geçiyorum, bunları ciddiye almıyorum… Hakkımda karalama yazılar yazan gruplara baktığımda hepsi demokrasi düşmanı, devlet ve Millet düşmanı çevreler. Bunlar yıllardır iç ve dış karanlık odakların emrinde olan vatan hainleridir

Demokrasi dışı arayışlarda bulunan, kaos peşinde koşan, ülkemizi bölmek ve parçalamak isteyen bütün hainler Hakkımda istediklerini yazsınlar, çizsinler… Bunlar bana vız gelir. İftira, saldırı, tehdit, komplo, tezgâh bana sökmez. Benim Allah’tan başka hiçbir şeyden korkum yok… Beni sindirmeye, susturmaya, korkutmaya kimsenin gücü yetmez…

Bu belgeselden Washington, Londra, Tel Aviv, Brüksel, Mason locaları, lobiler,çeteler müthiş rahatsız oldu. Çünkü ülkemiz üzerinde geçmişten günümüze oynanan karanlık oyunları anlattık. Onun için bize saldırmaktalar…

Ben ülkücüyüm, Türk milliyetçisiyim, Allah sağlık, sıhhat ve ömür verdiği müddetçe de yazmaya ve konuşmaya devam edeceğim. Ülkemin birliği ve bütünlüğü, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü ve demokratik bir Türkiye için fikri ve siyasi mücadelemi sürdüreceğim. Beni bu yoldan kimse çeviremez, döndüremez. Hak bildiğim yolda her türlü emperyalizme ve onların işbirlikçilerine karşı bütün gücümle mücadele edeceğim..

25 yıldır yazıyorum… Yayınlanmış birçok kitabım, makalelerim, araştırma ve inceleme yazılarım var… Yıllardır Anadolu’nun dört bir yanında ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ülke ve dünya meseleleri üzerine yüzlerce konferans verdim. Her zaman demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü savundum. Darbecilere, cuntacılara, mafyacılara, çetelere karşı çıktım. Kaos peşinde koşan, ülkemizi istikrarsızlaştırmak isteyen bütün karanlık odaklara karşı siyasi ve fikri mücadele verdim. Toplumu kamplaşmaya, cepheleşmeye iten, memleket evlatlarını Alevi – Sünni, Türk – Kürt, Laik-Anti Laik diye ayırmaya bölmeye çalışan şer güçlere karşı çıktım. Türk gençliğini demokrasi dışı odaklara alet olmaması ve demokrasi dışı yollara sapmaması için gerek yazılarımla, gerek sohbetlerimle, gerekse konferanslarımla uyardım onlara okumalarını kendilerini yetiştirmelerini topluma devletimize faydalı hayırlı hizmetler yapmalarını tavsiye ettim. terörün çıkmaz sokak olduğunu, kışkırtıcı ajan ve provokatörlerin oyunlarına gelmemelerini, tahriklere kapılamamalarını, farklılıkların zenginliğimiz olduğunu, birbirlerini anlamalarını, sevgi ve hoşgörü ile birbirilerine yaklaşmalarını hep öğütledim.. gençlerimize sürekli eller silah değil kalem tutmalı, illegal hukuk dışı odaklardan yapılardan uzak durun dedim….

Bu vesileyle bir kez daha ifade edeyim ki demokrasiyi ve barışı savunan bizleri hedef gösteren, bizlere iftira atan, Türk solu ilkesiz ve seviyesizdir. Gerçek anlamda gericidir. Onlar ancak iftira atmayı bilir. Kendilerinden olmayan herkes onlar için “faşisttir.” Hâlbuki esas faşist anlayışa sahip olan kendileridir. Ülkücüler tarihleri boyunca faşizme ve nazizme karşı çıkmışlardır. Ülkücüler içerisinde bir tane faşist ideolojiyi savunan, Hitler ve Mussoloni gibi insanlık düşmanı diktatörlerin peşinden giden yoktur.

Komünizm gibi faşizm de insanlık düşmanı bir akımdır. Esas rahatsızlıkları ülkücülerin tarih önünde haklı çıkmalarından olmuştur. Biz uzun yıllar önce komünizm çökecek, SSCB dağılacak dedik. Zaman bizi haklı çıkardı…

Soğuk Savaş döneminden kalma kafa yapısına sahip Ortodoks sol grupların biz ülkücülere düşmanlıkları yıllardır savundukları sosyalist ideolojinin çöküşünden dolayıdır. Şer güçler, küfrün uşaklarının saldırıları beni geriletemez, aksine daha da mücadele azmimi artırıyor. CIA’nın solcuları, Soros’un çocukları istedikleri gibi saldırsınlar. Benim için hiçbir önemi yok… İt ürür, Hakkı Öznur ülkücü yolunda yürür…

-Belgesele ilk saldıran sol yayın organları ve örgütler hangileriydi?

İlk saldırıyı Amerikancı ve AB’ci liberal solcuların yer aldığı Radikal Gazetesi başlattı. Ardından eski Dev-Yol’cuların çıkardığı ve ÖDP’nin yayın organı olan Birgün Gazetesi, AB ci Solcuların sesi Taraf, TDKP geleneğinden gelen ve “Hocacı” olarak bilinen EMEP’in yayın organı Evrensel ve legal ve illegal alanda yayınlanan sol yayınlar…

Legal sol partiler; ÖDP, TKP, EMEP, SDP, SP, İP gibi… Marjinal sol partiler DHKP-C, TİKKO, MKP, MLKP, TİKP gibi illegal sol taşeron örgütler…

Öte taraftan Ermeni diasporasının çıkardığı yayınlarla Türkiye’deki bazı Ermeni grupların gazeteleri…

Bölücü gruplar da belgesele saldırmışlardı. DTP, PKK ve irili ufaklı yurt içinde ve yurt dışında faaliyet gösteren ne kadar bölücü grup varsa hepsi diğer sol gruplar gibi Şahların Labirenti’ne saldırmışlardır.

-Hrant Dink işin hikâyesi gibi geliyor bana… Esas olarak 11. bölümde ASALA’yı, PKK’ yı anlatmanız, ABD ve NATO’yu sorgulamanız, Barzani ve Talabani’nin arkasında dış odaklar olduğundan bahsetmeniz belgeselin hedef haline gelmesine sebep oldu…

Muhakkak. Şu gerçeği herkes biliyor, ilk defa TRT’de ABD ve NATO sorgulandı. Askeri darbe ve muhtıraların arkasında ABD ve NATO olduğu ortaya kondu. Ülkemizi darbelere, siyasi ve ekonomik krizlere sürüklenmesinde ABD ve Batı dünyasının büyük rolü olduğu net bir şekilde gösterildi.

Bahsi geçen 11. bölümde yine ABD ve NATO’nun 1975 -1979 yılları arasında Türkiye’ye yönelik oyunları konu edildi. Diğer bölümler de olduğu gibi çok şey anlatıldı bu bölümde de…

ASALA ve PKK terör örgütünün karanlık geçmişleri, derin ilişkileri ve arkalarındaki dış ülkeler olaylarla anlatıldı. Türkiye’yi 12 Eylül darbesine götüren toplumsal çatışmaların ve sansasyonel cinayetlerin ülkeyi askeri bir rejime götürmek isteyen derin odakların ve onlarla bağlantılı yabancı servislerin oyunu olduğu açık açık dile getirildi. Yine Barzani ve Talabani gibi işbirlikçilerin arkasında ABD ve İsrail gibi ülkelerin olduğu gözler önüne serildi. Kıbrıs ve NOTAM gibi konulara da değinildi. Gün Sazak gibi mafyayla mücadele eden bir siyaset ve devlet adamanın ve Abdi İpekçi gibi bir gazetecinin kimler tarafından ve neden öldürüldükleri sorgulandı.

İşte bu anlatılanlardan dolayı belgesele saldırıya geçtiler. Hrant Dink hikâye, o işin kılıfı… Bir anda İstanbul ve Ankara’da harekete geçen karanlık odaklar, tekelci medyadaki solcuları, yazarları devreye sokarak linç kampanyasına başladılar. Belgeseldeki gerçeklerden rahatsız olan sol çevreler medyanın önemli bir bölümünde güç sahibi olmaları nedeniyle Şahların Labirenti’ne karşı sol bir dayanışma sergilediler. “CIA’nın solcuları” lafını eski tüfeklerden Hikmet Kıvılcımlı bunlar için boşuna söylememiş…

-ÖDP’li Ufuk Uras Şahların Labirenti ile ilgili bir soru önergesi mi verdi?

Doğrudur… ÖDP’li Ufuk Uras 12 Ocak günü TBMM başkanlığına Devlet Bakanı Mehmet Aydın tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için Maraş olaylarından yargılanan ve beraat eden Ökkeş Şendiller’in Şahların Labirenti belgeselindeki sözlerini konu eden ve TRT’de neden konuşturulduğunu soran bir soru önergesi verdi. Bu soru önergesinden bir şey çıkmaz çünkü ortada hukuka ve kanunlara aykırı bir durum yok. Bu önerge sol çevrelerin yaygarası üzerine verilmiştir. Öte yandan Hrant Dink’in en yakın dostlarından olması ve Hrant Dink davasını izleyenlerin başında gelmesi sebebiyle böyle bir önerge vermek zorunda kaldı. Eğer Ufuk Uras belgeselin tamamını izlemiş ve sol medyanın etkisinde kalmamış olsaydı böyle bir önerge vermezdi.

-Marksist grupların bir çoğu öteden beri ÖDP’li Ufuk Uras için “MİT’çi” suçlaması yapıyorlar..

ÖDP lideri Ufuk Uras için eski Dev-Yolculardan ve şimdi Ergenekon Davasından yargılanan ve Silivri Cezaevinde yatan Gürbüz Çapan, Cumhuriyet gazetesine avukatı aracılığıyla gönderdiği açıklamada Ufuk Uras için “MİT mensubu” diyor. Uras için Türk solunun bir bölümünde aynı suçlamalar yıllardır yapılıyor. Tuncay Güney de Ufuk Uras için “MİT’de mutemet” demişti. Gerçi Güney gibi her yanı karanlık olan bir kişinin sözleri ne kadar doğrudur orası ayrı bir mevzu ama eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan da Güney’in sözlerinden yola çıkarak ona “MİT’çi” suçlamasında bulunuyor.

Solda Ergenekon tartışması bir takım solcuların da bu dava ile ilgili içeri alınmasıyla başladı. ÖDP lideri Ufuk Uras, Birikim çevresi ve bazı sol gruplar Ergenekon Davası ile ilgili Ergenekon’u savunanları ve ona karşı çıkmayan solun büyük kısmını “soldaki faşistler” diye itham ederek solda Ergenekon Davası ile ilgili ayrışmayı başlattılar.

Ufuk Uras 5 Aralık günkü Zaman gazetesinde yayınlanan röportajında “Ergenekon Davası faşistleri soldan ayıkladı” diyordu. Uras solun Ergenekon Davasını sonuna kadar takip etmesi gerektiğini belirtmiş, parti içinde Dev-Yol geleneğinden gelenlerin olması sebebiyle bazı sancılar yaşandığına dikkat çekmişti. “Susurluk mevzusunda ayaklananlar Ergenekon Davasında seslerini çıkartmıyor” diyordu. “Bazı solcuların içerde olması nedeniyle tavır koymuyorlar” diyordu. Sosyalist bir hareketin ulusalcı gruplarla birlikte hareket etmesinin sol bir ideoloji ile bağdaşmadığını ileri sürüyordu.

Ufuk Uras’ın bu sözleri partisini karıştırmıştı. 4 Ocak 2009 günü toplanan ÖDP parti meclisinde ağırlığı oluşturan Dev-Yol çevresi Uras’ı sıkıştırmış ve hesap sormuşlardı. ÖDP’ de Ergenekon olarak adlandırılan dava ile ilgili görüş ayrılıkları partiyi yeni bir kongreye götürecekti. Parti meclisinde yaşanan kavga ve tartışmaların sol basında yer alması üzerine Ufuk Uras yeni bir açıklama yapacaktı. 6 Ocak günkü Zaman gazetesinde yer alan bir haberde Ufuk Uras ÖDP’ de yaşanan kavgalar için “soldaki faşistler ÖDP’ yi karıştırdı” diyordu. İşte bu sözler partideki kaosu daha da büyüttü. Parti içinde Dev-Yolcular MYK’de Uras’ı ağır bir şekilde eleştirdiler ve derhal kongre çağrısında bulundular. Uras bu çağrıyı kabul ederek onlara meydan okudu. Ufuk Uras’ın parti içinde tepki toplamasına sebep olan sözleri beyanat yüzündendi. Uras, “Türk solunda faşistler var” demişti. Ergenekon Davasında tavır göstermeyenleri solcuları; darbeci, cuntacı ve ulusalcılarla beraber olmakla itham etmişti.

Kurulduğu 1996 yılından beri ÖDP cadı kazanı gibiydi. Birçok sol grupların içinde yer aldığı parti aradan bir süre sonra büyük sancılar ve ayrılıklar yaşayacaktı. Buradan ayrılanlarla 2 parti daha ortaya çıkacaktı, önce SDP kuruldu. Bu parti de kendi içinde yaşanan bayanlara taciz olayı yüzünden ortadan bölünecekti. Ayrılanlar “Sosyalist Parti” adıyla yeni bir parti kurdular. Başına da Mihri Belli’nin eşi 80 yaşını devirmiş olan Sevim Belli’yi getirdiler. Bu 3 partiye de parti denmez… Küçük sol gruplar kendilerine sığınacak legal bir adres arıyorlar, en kolay iş de parti kurmak… Onu da yapıyorlar. Bunlar içerisinde ÖDP bu kadar ayrılıklara ve güç kaybetmesine rağmen diğer sol gruplardan, daha kitlesel ve daha medyatik… Bu da medyada ÖDP aşığı entel görünümlü yazar-çizer tayfasının bolluğundandır.

-ÖDP de kurulduğundan beri Ufuk Uras’a tepkiler ve ağır suçlamalar var…

Yıllardır kaynayan ÖDP’ de Ufuk Uras’a tepkiler yeni değildi. Tepkiler 22 Temmuz seçimleri öncesinde başlamıştı ÖDP’de… Muhalif grup Uras’ı partisinden değil DTP listesinden aday olmasını kabullenmemişler ve onu meclise kapağı atarak partiyi satmakla suçlamışlardı. Ufuk Uras ÖDP’nin 1 Şubat Pazar günü yapılan 5. olağanüstü kongresinde ve konferansında yapılan seçimler sonucunda ÖDP başkanlığını bırakmak zorunda kaldı. 2 adaylı kongrede Dev- Yol grubunun desteklediği Devrimci Dayanışma Grubunun adayı Hayri Kozanoğlu, Özgürlükçü Sol Grubunun desteklediği Ufuk Uras karşısında genel başkanlık seçimini kazandı. Dev- Yol hareketinin lideri ve ÖDP kurucularından olan Oğuzhan Müftüoğlu seçim sonrası yaptığı değerlendirmede “parti konferansı Ufuk Uras’ın izlemiş olduğu çizgiyi ve politikaları reddetmiştir. Kongre, parti ilkelerini çiğneyen, parti kurullarını dikkate almayan eski genel başkan Ufuk Uras’a dur demiştir” diyordu.

-CHP’li Kemal Anadol da aynı Ufuk Uras gibi bir soru önergesi verdi…

Evet dediğiniz gibi... CHP İzmir Milletvekili Kemal Anadol 22 Ocak Günü TBMM başkanlığına Başbakan Erdoğan’ın cevaplandırması istemiyle Şahların Labirenti ile ilgili bir soru önergesi verdi. CHP’nin bu girişimi TRT’ye duyulan tepkiden dolayıdır çünkü TRT 2’de Tuncay Güney adlı kişinin konuşturulması ve Güney’in Baykal ve CHP ile ilgili zehir zemberek sözleri yüzünden zaten TRT’ye ve iktidara tepkiliydiler. TRT’yi yıpratmak için bir kısım basında dile getirilen Şahların Labirenti ile ilgili yalan haberlerden esinlenerek bir soru önergesi verdi.

Daha da işin garibi soru önergesinden yer alan bazı ifadelerdi. Anadol belgeselde CHP’den bahsedilmediğinden ve yine 12 Eylül anlatılırken sağ kesimdeki insanlardan bahsedildiğini ama sol kesimdeki insanlardan bahsedilmediğinden söz ediyor.

Yalanın böylesi görülmedi… Belgeseli hiç izlemediği açıkça ortada… İzlemiş olsaydı böyle gerçek dışı sözler sarf etmezdi. İlk 1–2 bölüm hariç geri kalan bütün bölümlerin her yerinde CHP var. 1923- 1980 yılları arasında CHP’nin anlatılmadığı tek bir bölüm yok. Atatürk, İnönü, Ecevit gibi CHP’nin önde gelen isimleri, iktidar ve muhalefet dönemleri bütün yönleriyle anlatıldı. CHP’nin eski genel başkanı Altan Öymen dahil olmak üzere birçok sosyal demokrat ve sol görüşlü siyasi, yazar, bakan, akademisyen defalarca belgeselde yer aldı, fikirlerini beyan etti.

Yine şunu iyi anlaması lazım… Belgesel CHP belgeseli değil… CHP tarihini ele alan bir belgesel değil… CHP ile ilgili olsa adı CHP belgeseli olur. Belgesel bir 12 Eylül belgeseli ve yakın çağ Türk politik tarihini anlatıyor.

Eski bir TKP sempatizanı olan ve aşırı sol çevrelerle çok yakın ilişkisi olan Kemal Anadol Şahların Labirenti’ne ideolojik bir kinle yaklaşıyor.

12 Eylül döneminde yapılan zulümlerden bahsedilirken ayrım yapılmadan sağ ve sol her kesime zulüm yapıldığı anlatıldı. Sağ kesimden bahsedildi ama sol kesimden söz edilmedi denmesi koskoca bir iftiradır. Mamak ve Diyarbakır cezaevinde yapılan işkencelerden açıkça söz edildi. İdam edilen sol görüşlüler Necdet Adalı ve Erdal Eren’den hem görüntülü olarak hem de metinlerde bahsedildi. İşkence, baskı, zulüm ilk defa devletin televizyonunda açıkça ortaya kondu. 12 Eylül rejimi, cunta dönemi, cuntacılar sorgulandı. Yapılan insanlık dışı uygulamalar bütün yönleriyle gözler önüne serildi ve birçok sol görüşlü insanlar 12 Eylül döneminde kaldıkları cezaevinde yaşadıkları olayları baskıları açıkça anlattılar. En çok sol görüşlü kişiler konuştuğu halde Anadol’un “solcular konuşmadı” demesi bir milletvekiline asla yakışmamıştır. Anadol’a göre solcular konuşmalı, sağ görüşlü insanlar konuşmamalı… Böyle bir mantık olur mu? İnsan izlemediği bir belgeselle ilgili nasıl yorumlar yapar, nasıl fikir beyan eder? Eğer belgeselin tamamını izlemiş olsaydı bu tür seviyesiz laflar etmezdi. Görmediği belgesel için soru önergesi vereceğine TRT’den Şahların Labirenti belgeselinin tüm bölümlerini isteseydi daha doğru olurdu. TRT’den böyle bir istekte bulunmak zor olursa yanındaki danışmanlarına bir talimat verse onlar TRT’nin internet sitesine girer, bütün bölümleri kendisine izlettirirlerdi. Ama maksatlı olduğu için bu işlere girmez, işine gelmez ve gerçeklerle yüzleşmek istemezler.

-Kemal Anadol’un ülkücü düşmanlığı nereden kaynaklanıyor? CHP’den önce hangi sol hareketler içinde bulundu?

Çok eskilere dayanıyor… Babası Zihni Anadol Sovyet uşağı TKP’nin üyesiydi. Oğul Kemal Anadol da 1960’li yıllardan beri sosyalist çevrelerle ilişkilidir. 12 Eylül öncesi CHP’de milletvekilliği yapmıştır. CHP içinde TKP taraftarı bir grup milletvekili ile hareket etmiştir. TKP’nin legal kuruluşları olan İKD, İGD gibi örgütlere destek vermiştir. TKP kontrolünde 8 Nisan 1977’de emekli büyükelçi Mahmut Dikerdem’in başkanlığında kurulan Barış Derneği’nde çalışmıştır. Bu dernek hakkında 12 Eylül sonrası Sovyetler ve TKP ile organik ilişkisi olduğu gerekçesiyle dava açıldı ve birçok üyesi tutuklandı. Anadol, 12 Eylül öncesi MHP ve ülkücü hareketin baş düşmanlarından biriydi… Hala da ülkücülere olan husumeti her yerde devam etmektedir.

Anadol, 12 Eylül sonrası SHP’de siyaset yapmıştır. Ardından TBKP adlı komünist partinin devamı olan SBP’ye girmiştir. Burada da fazla durmamış, ardından bir grup eski TKP’ li ile kapağı Cem Boyner’in liderliğini yaptığı Yeni Demokrasi Hareketi’ne atmıştır. YDH’den de bir halt olmayacağını görerek bu sefer tekrar eski partisi CHP’ye dönmüştür. Anadol işte böyle bir adamdır.

YARIN :

Dünyada ve Avrupa’daki 68 öğrenci hareketleri

68 öğrenci hareketlerinin Türkiye’ye etkisi

68 öğrenci hareketlerinin arkasında kimler vardı

68 öğrenci hareketleri masum öğrenci hareketleri mi? yoksa arkasında demokrasi dışı arayışlar mı vardı?

Sol cuntaların Devrimci öğrenci hareketleriyle ilişkisi

Cuntaların organize ettiği provokatif mitingler ve yürüyüşler

Sol Grupların Devrim Tartışmaları

Sinan DEMİR / 2023Haber.com

Bu yazı toplam 1009 defa okundu.
Murat öksüz
Gönlümüz sizinle
hocam sayenizde amerikancı tarafyancıların CIA nın solcularının sorosun beslemelerinin siyonist uşakların yerli işbirlikçilerin bu ülkede ne karanlık oyunlar oynadığını öğrendik yeni eserlerinizi sabırsızlıkla bekliyoruz gönlümüz sizinle Allah birliğimizi beraberliğimizi bozmasın
17 Haziran 2009 Çarşamba Saat 16:30
TARIK
Sağ olasın Hakkı hocam
daha önce sizin başta ülkücü hareket olmak üzere diğer kitaplarınızı okudum çok etkilendim bilgilendim en son yaptığınız belgeseli ilgiyle takip ettim yine burda yapmış olduğunuz tarihi söyleyişi heycanla takip ediyorum ülkücü gençlik sizin milli ve yerli duşunuzu takdir ediyor. ve size bu kutlu yolda başarılar diliyor bende şahsım adına sizlere saygılarımı sunuyorum Allah 'a emanet olun
17 Haziran 2009 Çarşamba Saat 16:24
mutlu palabıyık
Teşekkür
Sinan bey bu tarihi söyleşiden dolayı sizi tebrik ediyorum Allah razı olsun Hakkı öznur bey tarihe ışık tutan çok önemli anilizlerde bulunmuş birçok bilmediğim konuyu sayenizde daha derin idrak etme fırsatı buldum. bu söyleşilerin devamı merak ve ilgi ile takip ediyorum bütün arkadaşlarıma bu konu hakkında sağlı bir fikir sunması için tavsiye ediyorum sizlerde ayrıca teşekürlerimi iletiyorum saygılarımla
17 Haziran 2009 Çarşamba Saat 16:18
GALERİLER
ARŞİVDE ARA
PİYASALAR
USD 1,7540
EURO 2,3050
ALTIN 97,3426
İMKB 60147,96
HAVA DURUMU
GAZETELER
SON YORUMLANAN HABERLER
E-BÜLTEN
Ad & Soyad
E-Mail
Ekle   Çıkar  
Cihan Haber Ajansı
» Künye     » Reklam     » Sitene Ekle     » RSS
Copyright © 2008 2023Haber. Tüm Hakları Saklıdır. Sitemizdeki materyallerin izinsiz kullanılması yasaktır.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR