
Nedir bu yüzsüzlük?!
Bu eziklik, bu alçak seviyelik?!
Soytarılık ve satılmışlık namına önsıraya geçmek için verilen kavgalar neyin nesi?!
Hırstan, nefisten gözlerine irin dolmuş.
Öyle çirkin ve iğrenç bakıyorlar.
Fitneden fesattan, yalandan ve iftiradan lisanları itin lisanına dönmüş.
Bir yağlı kemik uğruna havlıyorlar, hırlıyorlar.
AKP tapınağına gönüllü kurbanı “KaraKOÇ”.
Nankörlüğün numunesi haline gelen Adanalı “Yüzsüzsiyeli” RECEP KÜÇÜLdün-İZine-İt-izikarıştı.
Avrupada “Biz ne güne duruyoruz” diyerek rahmetli Başbuğumuz için “olsa ne olur olmasa ne olur” çalışmalarını, kısacası bölücülüğünü kurumsallaştıran Adanalı “Sütçü RAMİZ”.
Bu "Sütçü RAMİZ"in birde yolarkadaşı var sormayın gitsin. Avrupada Tayyibin "Çelebi"siymiş gibi dolaşan, kulaklarına kadar sırıtan bir zevat. "FitneüzZAMAN"ın gözdesi.
Okyanus ötesindeki hocaları gibi, AKP’deki yolarkadaşı Arınç gibi her fırsatta ağlayan, zırvalayan, kendisini durmadan muhatap arayan, İ. Melih Gökçek’in himayesi altında “nefes alıp veren” AKP lisanslı “Topçu”.
Ve burada isimlerini saymakla birlikte mide bulantılarımı dahada agresifleştirecek nice yüzsüz ve arlanmaz şahsiyetsizler.
Her biri, AKP’nin icazetiyle, emriyle ve düğmeye basmasıyla Ülkücü Hareketin üzerine kana susamış vampirler gibi düşüştü.
Bunlar Ülkücü hareketin Bilge Liderine ve Ülkücü kurumlarına “özeleştiri” kılıfıyla küfür, hakaret ve iftira ölçülerinde saldırı sonrası doğal olarak buna tepkisiz kalmayan ülküdaşlarımız medyada yazılı veya sözlü tepkilerde bulunuyorlar. İşin trajikomedisi bundan sonra. Bu ağır (yumuşak) ağabeyler(!) kendilerini hemen Adliyeye veya avukatlarının yanına atıyorlar. “Kopardığımız kar” mantığıyla Tazminat davası açıyorlar. Neymiş efendim “Kişilik haklarına saldırı” oluyormuş. Saldırıyı anladımda, haklarını anladımda ben bu “kişilik” mevzusunu anlayamadım. Olmayan birşeyin “mevzusu” olmaz, olamaz. Bu tabiata aykırıdır.
Bir yandan iktidarın verdiği “harçlıklar”, diğer taraftan “Tazminat”. Oh, valla bir ömür aç kalmazsınız. Nasılsa Ülkücü Hareket sizlerin gözlerinde “tükenmez bitmez sermaye”. Eee “Yeşil Sermaye”çilerle yatıp kalkan “paraperest” kalkar. Hiç sağa sola “Konsomatris” diye iffetli insanların namuslarına dil uzatmaya çalışmayın, “Konsomatris” arıyorsanız aynaya bakmak kafi.
Bu işin ekonomik yönü. Birde işin ideolojik, psikolojik ve sosyolojik yönü var.
Ülkücü Gençliğin iyi niyetini, samimiyetini ve saygısını çok sömürdünüz.
Ülkücü Gençliğin mert oluşunu, tavizsiz oluşunu, inançlı oluşunu çok ranta çevirdiniz.
Ülkücü Gençliği kendi kişisel tatminleriniz uğruna birbirine düşürmeye çalıştınız/çalışıyorsunuz.
Buna izin vermediğimiz içinde kudurmuşluğunuz artışa geçiyor.
Ülkücü Gençlik artık sizlerin saçma düşüncelerinizi Ülkücülük olarak algılamıyor.
Ülkücü Gençlik artık sizlerin “Yeşil Kuşak Projesinin” ve emperyal güçlerin ürünü olan Yeni Osmanlıcılık ve Anadoluculuk safsatasına “Türk Milliyetçiliğini-Türk Toplumculuğunu” yem ettirmiyor.
Ülkücü Gençlik artık sizlerin “Peygamberlerin bile haya ettiği mevkilere” yamalamaya çalıştığınız “Ülkücü Kimdir?” sorularınıza kanmıyor.
Ülkücü Gençliğin tek fikir kaynağı var: “Dokuz Işık” ve onun tarifinde olan Ülkücülük.
Ülkücü Gençliğin tek bir fikir babası var: “Alparslan Türkeş”.
Ülkücü Gençliğin tek bir partisi var: “Milliyetçi Hareket Partisi”.
Bunu artık kafanıza sokun ar bilmez, adab bilmez, üsul bilmez, adamlık bilmez “figüranlar”!
*****
Bugün “efendi modumda” değilim “sabır gözümü” yumdum, “Bayramlık ağzımı” açtım.
Bütün gönül, ülkü, din ve millettaşlarımın Bayramlarını en içten dileklerimle kutluyor ve yukardaki şahsiyetsizlere en içten dileklerimle beddualarımı ikram ediyorum.
*****
Yılmaz DAĞCI
Bu yazı toplam 260 defa okundu.
arif sirin bey de hayir aciklamasini son güne saklamis ya bunlar kimi kandiriyor .....ben burdan haykiriyorum yerim belli yurdum belli ...kim ülkücüyüm, deyip de evet calisdiysa serefsiz dir cibilyesizdir haysiyesizdir