ÇOK OKUNANLAR
HAFTALIK
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bahçeli'nin tavrı Türk Töresi'ne aykırı haberi
Bahçeli'nin tavrı Türk Töresi'ne aykırı
19 Ağustos 2009 Çarşamba Saat 12:18
Başbakan'ın siyasi danışmanı Ömer Çelik, açılımın yol haritasını ilk kez anlattı.

'Demokratik açılım' sürecinde ikinci turu Başbakan'ın gerçekleştireceğini ve liderlerle görüşeceğini açıklayan Çelik, Başbakan'ın kırmızı çizgisini de tanımladı: Çözümsüzlük.. Çelik, Akşam'dan İsmail Küçükkaya'ya konuştu.

PKK PROFESYONEL TERÖR ÖRGÜTÜNE DÖNÜŞTÜ

-Bu açılım, zamanlaması itibariyle neden böyle bir dönemde ortaya çıktı, ne oldu da birden Kürt açılımı, demokratikleşme açılımı dediğimiz süreci gündeme getirdiniz? Bir PKK analizi ile başlayabilir miyiz?

Kürt meselesinin geriliminin en üst noktaya çıkışı çok partili hayata geçişimizdedir. Gelinen noktada bugün PKK, etnik temelden ve ideolojik yaklaşımlardan ziyade profesyonel bir terör örgütüne dönüşmüştür. Halk bunu görüyor. Bu çözüm zemini konusunda dikkate alınması gereken bir dönüşümdür. Bugüne dek konuya büyük bir yanlış çerçeveden bakılıyordu. Terör sorunu ile Kürt sorunu tek bir dosya olarak ele alınıyordu. Bu, aslında PKK'nın tezidir. Siyasilerimizin de devletin içindeki gibi bürokratik mekanizmalar da bu tuzağa yıllarca düştüler. AK Parti işte bunu değiştirdi. Bize göre Kürt sorunu, Kürt kökenli vatandaşlarımızın demokratikleşme talepleriyle ilgilidir. PKK ise bir terör sorunudur. Zamanlamayı soruyorsanız bir olgunlaşma ve siyasi irade oluşumunu kastediyoruz. Sayın Başbakan'ın başkanlığında AK Parti programını yazarken bunu gördük ve ayrımı gündeme getirdik. Aslında bu sorunu gündeme almadığımız tek bir gün yoktur. Şimdi çözümün günü geldi. Zihinsel açılımı gerçekleştiriyoruz.

-Siz buna Kürt açılımı diyordunuz. Sonradan Demokratikleşme Açılımı dediniz...

Bizim düzeltmeye çalıştığımız o hatayı bugün MHP, CHP ve DTP sürdürüyor. Aynı siyaset anlayışını farklı kutuplarda izliyorlar. DTP enerjisini Kürt sorununun çözümüne harcamıyor, Öcalan'ı muhatap kılmaya ayırıyor. MHP ise Kürt sorunu ile PKK sorununu özdeşleştirip demokratikleşmeyi sabote ediyor. Evet, biz Kürt açılımı ifadesine karşıyız. Eski hatayı çağrıştırıyor. Şu anda devletle onun içindeki etnik unsurlar arasındaki ilişkiyi, hassasiyetleri gözeterek nasıl yeniden kurgulayacağımıza, Türkiye'ye özgü nasıl bir ilişki yönetimi uygulayacağımızı arıyoruz.

-Türkiye modeli, bir sentez mi arıyorsunuz?

Sol kültürden meseleye bakanlar 'toplum' der ve 'farklılıklara' vurgu yaparlar. Sağ kültürden gelenler ise 'millet' der ve benzerliklere vurgu yaparlar. Şimdi bu ikisinin sentezini arıyoruz. Toplumda aşağıdan yukarıya bir ayrışma yok, bir ayrılıkçılık özlemi kesinlikle yok. Burada yukarıdan aşağıya bir üretim söz konusu. Siyasi kültürü radikalleştirenler yukarıdan aşağıya çalışıyorlar.
AYNA KÜRT HAKLARINI SABOTE EDİYOR

-Burada DTP'nin kışkırtıcı söylemlerini de katıyor musunuz?


Siyasal aktörler düzeyinde Emine Ayna gibi aktörleri, rol modelleri üretenler temsil ettikleri iddiasında oldukları Kürt vatandaşlarımızın demokratikleşme taleplerini ve haklarını sabote ediyorlar. Birbirlerine zıt gibi görünseler de toplumsal olayları değerlendirme biçimi olarak DTP'li Emine Ayna ile MHP'li Oktay Vural birbirlerinin fotokopisidir. Her iki ucu da kastediyorum.

-Toplumun çeşitli kesimlerinden 'biz bu kadar şehidi niye verdik?' sesleri yükseliyor, endişe etmiyor musunuz?

Şehit ailelerimizin, gazilerimizin en küçük bir tereddüt duymaması lazım. Bu açılım şehit ve gazilerimizin misyonlarına hiç bir şekilde halel getirmeyecek. Çok hassasız.
MÜCADELE ASKERİ AÇIDAN KAZANILDI

-Tekrar, 'neden şimdi' sorusuna dönmek istiyorum. Hükümetinizi, partiyi harekete geçiren temel sebep nedir, ne oldu da şimdi harekete geçtiniz?


Dünyanın en değerli arazisi üzerinde oturuyoruz. Büyük bir terör mücadelesi verdik ve mücadele askeri açıdan kazanıldı. Asker başardı. Terör marjinalize oldu. Peki ama statü bundan böyle devam mı etsin? Siyasi, ekonomik ve askeri olarak mücadelenin yıllarca daha devamına yetecek gücümüz var ama niye devam etsin? Başka bir yol varsa niye devam edelim? Eğer karşımıza bir fırsat çıktıysa, onu değerlendirmeyelim mi?

-Nedir o fırsat, tarihi fırsattan mı bahsediyorsunuz?

Her gün bu konu masadadır, tek bir gün istisnası yoktur. Memleketin birinci sorunu. ABD'nin Irak'ı işgal ettiği günden itibaren konu tamamen bir bölge sorununa dönüşmüştür. Şimdi ABD çekiliyor. Onlar da bölgede istikrar istiyor. PKK orada olduğu sürece istikrar imkansız. Fırsat içerdeki gelişmelerle ABD'nin çekilmesinin yarattığı ortak zemindir. Çalışmalar olgunlaştı. Çok parçalı gidiyordu bugüne kadar. Artık bütünlüklü bakış geldi. Tümüyle sivil iradenin inisiyatifi devreye girdi. Kamu Güvenliği Müsteşarlığı bu açıdan önemlidir. ABD çekilirken böyle bir fırsat çıktıysa bunu değerlendirmek devlet aklının gereğidir. Tamamen yerli ve milli bir yaklaşım.

-Başbakan'ın kırmızı çizgisi nedir?

Bak şimdi size manşet vereyim: Sayın Başbakan'ın en önemli kırmızı çizgisi çözümsüzlüktür. Bu statü değişecek. Demokratikleşmeye devam edeceğiz. Toplumun çok çeşitli kesimlerinde bu soruna yaklaşımda kutuplaşma vardı. Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı tecrübeler bir adım atılması konusunda toplumsal mutabakata ulaşılmasına vesile oldu. Toplumda bugün bir irade oluştu. Çok ilginç bir momentum yakaladık.

-Bütün kurumlardan destek sağlanmış durumda mı, itirazlar?

Askeri mücadeledeki başarı çok somuttu, görülüyordu. Dünya çapında bir başarıdır. Ne var ki 'devlet aklını' oluşturan kurumlar arasındaki bundan sonra Kürt Sorununun çözümünde demokratikleşmeye ağırlık verilmesi konusunda bir irade oluştu. Öte yandan toplumun 'sivil aklı' da demokratikleşmenin yaygınlaştırılması, güçlendirilmesi konusunda kanaate varıldı. Yani 'devlet aklıyla sivil akıl' aynı noktaya geldi. AK Parti Türkiye'yi işte bu noktaya getirdi. Sentezi üretmeye çalışıyoruz hala.

-Bu sürece muhalefeti, özellikle CHP'yi dahil etmeniz gerekmez mi?

CHP ve MHP'nin sıkıntısı şuradan kaynaklandı: CHP tek parti dönemi alışkanlıkları ile 'demokratik devlet aklını' kavrama sorunu yaşıyor. MHP ise 'otoriter bir devlet anlayışını' korumak adına sivil akıldan uzak duruyor. Toplumda yükselen talepleri okuyamıyor.
PAKET BEKLEMEYİN BU BİR SÜREÇ

-Somut olarak ne gibi adımlar atacaksınız, bir paket olmayacak deniliyor, peki işin altını nasıl dolduracaksınız, söylemlerin ötesine geçecek misiniz?


Şu anda böyle bir çalışma yok. Öncelikle ilgili bütün kesimleri dinleyip görüşler, öneriler toplanıyor. Muhalefete de bu anlayışla gitmek istedik. Öbür türlüsünü Anayasa değişikliğinde yaptık, tutmadı. Aş pişmiş, servis ediliyor yapılmadı. Herkes restaurant kısmında değil mutfakta olsun. Beraber pişirelim kazancı da ortak olsun. Türkiye kazansın. Bu bir etnik mesele değil demokrasi meselesi. Güftesi birlik ve beraberlik, bestesi demokrasi.

-Söz yazarı?

Millet. Hepimiz. AK Parti projesi gibi görünmesin. Paket açıklamak, 'hayır' olmayacak. Bu bir süreç. Güven artırıcı adımlar gelecek. Makul adımlar atılacak.
OLMAYACAKLAR LİSTESİ

-Şöyle sorsam: 'neler olmayacak, neleri yapmayacaksınız?'


Resmi dilde değişiklik olmayacak, asla. Federasyon ya da özerklik olmayacak, kesinlikle. Üniter yapıya halel getirecek hiç bir adım atılmayacak, mümkün değil.

-Seçmeli Kürtçe eğitimi üzerinde çalışıldığını duyuyoruz ama...

Kürtçe eğitimle karıştırılmasın, bu değil. Seçmeli Kürtçe eğitimi olabilir. Eğitim dili Türkçedir. Ama isteyen öğrenciye seçmeli olarak Kürtçe dersi verilebilir. İsteyen öğrensin. Bu bireysel temelde bir taleptir, kimse kollektif hak gibi görmesin, öyle göstermesin. Türkler ve Kürtler geniş bir coğrafyada beraber yaşıyorlar.

-Böyle bir talep olur mu?

Olacaktır, özellikle ilk dönemde yaygın bir talep de olabilir. Bu yapılmazsa, ya da kolektif hak gibi görülürse araya 'kültürel Berlin duvarları' örülmüş demektir.
BAŞBAKAN BAYKAL GÖRÜŞMESİ MASADA

-Baykal'ın son açıklamalarından sonra Başbakan'la Baykal arasında bir görüşme yaşanacak mı?


Onu şu anda net bilemem. Değerlendiriliyor sanırım. (benim, yakın çevresinden aldığım diğer sinyaller de Başbakan'ın Baykal'la görüşeceği yönünde, İK) Sayın Başbakan'ın Baykal veya Bahçeli ile 'görüşmeyeceğim' gibi bir tutumu yok. Baykal diyor ki, 'gelsin bana anlatsın' Sayın Başbakan bu çalışmalar olgunluğa erişince muhtemelen liderleri bilgilendirecek. Bu çerçevede Sayın Baykal ve Sayın Bahçeli'ye de gitmek isteyecek.

-İlk turda, İçişleri Bakanımıza randevu vermemiş olsalar bile, Başbakan'ın yapacağını anladığımız ikinci turda Bahçeli ve Baykal'la görüşme isteği var...

Evet, o etkilemez. Başbakan uygulamadan önce liderleri bilgilendirecektir. MHP diyor ki, 'bu bir bölünme planı' Ne açıklandı ki bölünme planı olsun. Demek ki Bahçeli'nin 'demokrasi, Kürt, açılım' kelimelerine alerjisi var. Bu sonuç ortaya çıkıyor.

-Sayın Bahçeli'nin açılıma karşı çıkmaya hakkı yok mu? Endişe eden kitlelerin sesi olmaya?

Kuşkusuz var. Üstelik bu bir gereklilik. Eleştiri bugünlerde en çok ihtiyacını duyduğumuz şey. Ancak siyasal eleştiri dışına çıkılınca, 'vatan hainliği' denilince demokrasiye suikast girişiminde bulunuyorsunuz. Sayın Bahçeli MHP kongrelerinde bağırarak, vatan haini diye suçlayarak, doğrudan Başbakan'a yönelik kara propaganda yaparak Türk Kürt meselesini sokağa taşıyor.

-Tam tersi işlevi görüyor olamaz mı?

Vatana ihanet lafıyla başlayıp tabanına 'oyuna gelmeyin, provokasyona gelmeyin' demek 'tavşana kaç' 'tazıya tut' anlayışıdır. Ayrıca '50 yıl dağda mücadele' edeceklerini söylemesi siyasi parti refleksinden çok güvenlik örgütü refleksi işaret ediyor. Dağdan bahsedince dağın dilini konuşursunuz. Siyasi ve tarihi analizlerle siyaset yapmıyorlar. Oktay Vural mesela, Emine Ayna gibi 'tartışma ortamını perdelemeye yönelik sis perdesi atıyor'

-Randevu meselesine dönelim... Baykal ve Bahçeli ile görüşme olacak mı?

Bizim kapımız her zaman açık. Dahası var Baykal ve Bahçeli'nin kapısını çalmaya da her zaman hazırız.
Bahçeli'nin 'kapıyı yüzlerine çarparız' demesi ise Türk töresine aykırıdır. Medeni çerçeveden çıkılmadığı sürece her zaman diyaloğa varız. Bu iş ancak milli mutabakatla olur.

Bu yazı toplam 2129 defa okundu.
fahrikuyulu
Töre nedir?
En sondan başlayalım,Töre nedir?
Ömer Çelik'in anladığı töre nedir?
Yıllardır malum çevrelerin ''katil töreler'' lafına ses çıkartmayanlar neden töreden söz eder ki?
Töre,dirlik düzen sağlamak için vardır.
Dağa çıkmış eşkiyanın..Kan akıtan canilerin
O eşkiyaya elini uzatmanın...O katiller topluluğunu masya çağırmanın...
Bebek katillerine lütüf ve şefkat gösterilmesi töreye sığar mı?
Vatan topraklarını kana bulayanlara,sivilleri kurşunlayanlara,süngüleyenlere anlayış göstermek hangi kitaba sığar?
Açılımın içerisinde neler olduğunu Başbakan açıklayamıyor.Her zamanki gibi fısıltı halinde sızdırıyor.Yoğun tepki gördüğünde de kıvırıyor.
Birisi bu Ömer Beye söylese, kıvırmak , döneklik yapmak da törede yoktur.
Başbakanın kırmızı çizgisi ''çözümsüzlük''müş.Biz bu Başbakan'ın ne kırmızı çizgilerini gördük.Ruj kadar uzun süreli kalamadı.
19 Ağustos 2009 Çarşamba Saat 15:36
Siganfu
El Kaide-Taliban-PKK...
Bunlar ABD tarafından (Ab ve İsrail dahil)TERÖR listesinde olan TERÖR ÖRGÜTLERİ...El Kaide ve Taliban "görüldüğü yerde ezilirken" PKK niçin ezilmiyor??Terörse PKK da terör yapıyor.Yoksa Türk milletinin canı patlıcan mı?Yahut Türk devletini yönetenler HAİN mi? Akıl ve izan sahipleri ELİ KANLI TERÖR ÖRGÜTÜ mensuplarının "Mağdur ve masum" oldukları şaşırtmasını nasıl yutacaktır...PKK hangi "demokratik" talep için silah ve bomba kullanmıştır??Anlaşılıyor ki Türk milleti ABD'nin Irak'tan çekilmesinin ardından Barzani ve Talabani çetesi PEŞMERGELERİN "SIKIŞAN KIÇINI" Arap KATLİAMINDAN kurtaracaktır...İyi de bu KÜRTÇÜLERİN gözümüzün içine baka baka "TC'nin savaşı kaybettiği" söylemi ne oluyor??Sayın Başbakan şehir şehitlikleri dolarken zannedersem KONSOLOSLARLA İŞBİRLİĞİ İÇİNDEYDİ!!!Yoksa Irak'ta Türk askerine ÇUVAL geçirilirken "Ne notası,müzik notası mı verelim?" demezdi...Bugün Kürt açılımıyla başlayan sonra Demokratik Açılıma,sonra da Kardeşlik Projesine dönen bu "açılamayan açılım" neyin nesi???Yedi yıldır açılmayan AKP şimdi "gaipten duyduğu ses ile" açılıma soyundu...Şehit ailesi adı altında çoğu AKP'li veya DTP'li kimi insanları PKK TERÖRİSTLERİ ile AYNI KEFEYE koymakta ve utanç duymamaktadır...Çünkü İslam da yine bazılarının TİCARET ARACI olmaktan "gıdım" öteye gitmiyor...Ha İmanı Patetes olan bunca DÖNER AYRAN MÜSLÜMANI kömür ve patetes çuvallarıyla her HIYANETE evet diyebilir ama ALDATMA VE KANDIRMA nereye kadar??Yezid de Hülagu da ABD de bir gün ÜRETTİĞİ ZÜLM İÇİNDE BOĞULMUŞTUR...AKP de boğulacaktır..Er ya da geç mutlaka zülm zalimini yemiştir.Yiyecektir!!!Bu vatan TÜRK yurdudur.Türk yurdu olarak SON TÜRK FERDİ KALDIKÇA yahut TOROSLARDA BİR TÜRKMEN OCAĞI TÜTTÜKÇE var olmağa devam edecektir.Kurtuluş Savaşı yokluk ve kıtlık savaşıdır.Bu gün Allaha şükür karnımız tok,sırtımız pektir.ÇOK DAHA ŞANLI ZAFERLERE İMZA ATARIZ!!!
19 Ağustos 2009 Çarşamba Saat 15:18
Esen
Yine mi bu?
Motosiklet, kadın ve şaraptan vazgeçemeyeceğini söylediği için AKP'den kovulanbu adam eski bir ülkücü mü ki, partiye "Bahçeli İşleri Danışmanı" olarak geri döndü. Şu anki anayasa önünde her vatandaş eşit olduğuna göre, Kürt açılımı ile Kürtlere ayrıcalık yapılacak demektir. Zaten sosyaal adalet anlayışını zedelediler, şimdi sıra özgürlük kavramını parçalamakta.
19 Ağustos 2009 Çarşamba Saat 14:34
Tüm Yorumları Göster(4)
GALERİLER
ARŞİVDE ARA
PİYASALAR
HAVA DURUMU
GAZETELER
SON YORUMLANAN HABERLER
E-BÜLTEN
Ad & Soyad
E-Mail
Ekle   Çıkar  
Cihan Haber Ajansı
» Künye     » Reklam     » Sitene Ekle     » RSS
Copyright © 2008 2023Haber. Tüm Hakları Saklıdır. Sitemizdeki materyallerin izinsiz kullanılması yasaktır.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR